İdeal Kiloya Son Adım

İdeal Kiloya Son Adım

İDEAL KİLOYA SON ADIM

-Beslenme ve Psikoloji Uzmanlığını Birleştiren 10 Haftalık  Grup Çalışması –

“Türkiye’de ilk kez”

Sağlıklı Kiloda Farkındalıkla Kalmak (programın genel tanıtımı)

 

Programın amacı; vücut kitle indeksi otuzun üzerinde olan kişilerin; düşük karbonhidrat ve aralıklı oruç beslenme tarzıyla kendilerine uygun ideal kilolarına kavuşmalarını, sürdürülebilir sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmalarını ve bunu sabote eden psikolojik süreçleri keşfedip dönüştürmelerini, grup ortamında sağlamaktır.

 

Araştırmalara göre; psikolojik nedenler, dengeli beslenmekten vazgeçme olasılığını, açlık ya da diğer metabolik sorunlara göre 4 kat artırmaktadır. Bir diğer araştırmada psikolojik ve sosyal desteğin katılımcıların obezite tedavisini tamamlamasında %95 etkili olduğu görülmüştür.

 

Bu program; 

  • Adım adım düşük karbonhidrat ve aralıklı oruç beslenme programını benimseyerek kilo kaybını,
  • bireysel olarak katılımcıların duygusal yeme temaları üzerinde düşünmelerini, 
  • yiyeceklerin fizyolojik, biyolojik ve duygusal etkilerini anlamalarını, 
  • çeşitli terapi teknikleri, grup desteği ile pes etmeden süreci tamamlamalarını, 
  • kalıcı olarak sağlıklı kilolarına kavuşmalarını, yaşam ve yeme alışkanlıklarını değiştirmelerini hedefler. 

 

Programın alt başlıkları ve odaklanılacak konular

 

Neden Pes Ettim? :  Önceki Kilo Verme ve Verilen Kiloyu Koruma Çabalarında Yanlış/Eksik Neydi? 

 

Daha önce pek çok girişimde bulunmuş, hatta sağlıklı kiloya ulaşıp tekrar geri almış olabilirsiniz. Dengeli beslenme programına devam etmekte zorluk yaşıyor, yemek yemeyi durduramıyor olabilirsiniz. Bu durumlar sağlıklı kiloya erişme ve orada kalma sürecini engelleyen kısır döngünün bir parçasıdır. 

Yaşanan zorluklara örnekler vermek gerekirse: 

  • Uyguladığınız beslenme programının sürdürülebilir ve size uygun olmayışı
  • Sosyal destek eksikliği, hatta çevrenin sabotajı (damgalama) ve eleştiriler,
  • Kişisel beden algınız ve beklentileriniz,
  • Kişisel metabolik sisteminiz,
  • Değişken duygu durumlarınız….

bu döngüden çıkamamanıza sebep olan nedenlerden bazılarıdır. 

Bu süreçte nelerle karşılaşacağınızı, neler hissedebileceğinizi tanımak ve dönüştürmek oldukça önemlidir. 

Bu program, Dr. Psikolog Şeniz Ünal ve Beslenme Uzmanı Alican Demiroğlu’nun ortak çalışmasıyla hem beslenme rutininin değişmesi sürecinde karşılaşılacak metabolik sorunları hem de bu sorunlarla psikolojik olarak nasıl baş edebileceğinizi öğretmeyi amaçlar. Motivasyonunuzu düşüren etkenleri bulmanız ve hayatınızdan uzaklaştırmanız için sizi cesaretlendirir. Değişimin kalıcı olmasını sağlar.

 

Doydum anlayışının değişmesi: “Set point” teorisi

 

Eğer daha önce geleneksel yöntemlerle sağlıklı kilonuza ulaşıp geri aldıysanız bu sürecin ne kadar zor olduğunu bilirsiniz. Hem kilo verirken hem de sonrasında yorgunluk, bıkkınlık ve aklınızı çelen birçok yiyecekle baş etmek zorunda kaldınız. Sadece ‘diyet’le sağlıklı kiloya ulaşmak ve korumak maalesef çok zor. Vücudumuz ‘set point’ (belirli nokta) adı verilen yaşam boyunca görülmüş en yüksek kiloya çıkma eğilimindedir. DNA’mız, ancak gördüğü en yüksek kilonun enerji ihtiyacını karşılayacağına inanır. Bir kere sağlıklı kilonun üstüne çıkıldıysa tabiri caizse, metabolizma devamlı kilo almaya iteklenir. Bu nedenle yeme davranışı ve yiyeceklerle olan ilişki her zaman kontrol altında tutulmalıdır. Fakat ömür boyu tek tip diyetlere devam etmek pek mümkün değil. Bu yüzden sürdürülebilir yeme davranışları edinmek ve yeme temalarını anlamak bizi her an irademizi zorlayan yorucu bir diyet programından kurtarır. Katı ve uygulaması zor bir diyet programı yerine beslenme alışkanlıklarını değiştirmek uzun vadede kilo korunumunu sağlar. Bu da “Doydum” anlayışını değiştirmekle mümkündür. Düşük karbonhidratlı beslenme ve aralıklı oruç; tokluk hissinin uzatarak “doydum” anlayışını değiştirir. Aklımız ‘yemekte’ kalmaz. 

 

Düşük Karbonhidratlı Beslenme ve Aralıklı Oruç

 

Vücut çevresinde ve iç organlarda oluşan yağlanmanın ve obeziteyle beraber gelen hastalıkların şüphelisini yıllarca “yağlar’’ olarak ilan ettik. Ancak artık biliyoruz ki bizi yağlandıran asıl suçlu her tarafımızı sarmış olan ve birçoğumuzun farkında bile olmadan bağımlısı olduğu “karbonhidratlar’’dır.

Özellikle basit şeker ve un kullanılarak yapılan paketli-paketsiz ürünlerin obezitenin temelini oluşturduğunun artık farkındayız. Klasik diyet listelerindeki yüksek karbonhidrat oranları ise sorunun temelini ortadan  kaldırmaya yetmiyor. Yalnızca geçici çözümler sonuyor. Düşük karbonhidratlı beslenme ise bozulan insülin-kan şekeri dengesine iyileştirici etki yapar ve oluşan bağımlılığa karşı en iyi stratejidir.

Aralıklı oruç, belirli bir saat sürecinde bazı içecekler hariç katı gıda yemeyerek, vücutta depolanmış yağların enerji olarak kullanımı sağlar. Ayrıca, otofaji sistemini devreye sokar. Bedende bozulmuş, eskimiş hücrelerin atılarak ve yenilerin yapılmasıdır.  

İdeal Kiloya Son Adım programıyla, aralıklı oruçla kombinlenen düşük karbonhidratlı bir beslenme sistemini öğrenip, benimseyip önce vücudunuzu iyileştirecek daha sonra bir yaşam tarzı olarak hayatınızda tutacaksınız. İyi bir beslenmenin yanında günlük aldığınız karbonhidratların hesabını yapmayı öğrenmek ve sınırınızı korumak ideal kilonuzu korumanızda en büyük yardımcınız olacak.

 

Kortizol Hormonunu Duydunuz mu? 

 

Kortizolün, yaygın ismiyle stres hormonunun vücudunuzdaki etkilerinden haberdar mısınız? Vücudumuz stresi algıladığında savaş-kaç mekanizması devreye girer, kortizol salgılamaya başlayarak kendini korumaya alır. Uygun kortizol seviyesi mental aktiviteyi arttırır ve bedensel enerjiyi doğru yönlendirmeyi sağlar. Fakat kortizolün uzun zamanlı ve gerçekten tehdit oluşturmayan durumlarda üretilmesi vücudumuz için faydalı değildir. Stresin yol açtığı savaş durumunda kullanmak üzere beden, ihtiyacı olan enerjiyi kaynağını elinin altında tutmak için glukozu kanda veya iç organları saran yağlarda depolar. Glukozun hücrelere girmesi engellemek için ise insülin üretimi baskılanır. Savaş alarmı karşısında mümkün olduğunca çok enerjiye ihtiyaç olduğundan iştah açılır ve gıda tüketimi artar. Düzensiz ve aşırı kortizol üretiminin kilo problemleri ile ilişkisi kanıtlanmıştır. Kronik stres durumları inatçı kilo oluşumuna sebep olabilir. Kilo verme süreci zihin ve beden için stres yarattığında kortizol üretimi artar ve beklenen hızda kilo kaybı gerçekleşmez. Bu nedenle kilo verirken gözden kaçmaması gereken bir diğer konu bu hormonun düzenlenmesidir. Psikolojik dayanıklılık ve esneklik stresi yönetmede oldukça önemlidir. Bu nedenle beslenme programı oluşturulup uygulanırken psikolojik desteğin önemi göz ardı edilemez. 

 

Olumsuz duyguları yemekle telafi etmeden önce son çıkış: Duygusal Alet Çantamızı Hazırlamak

 

Araştırmalar kilo korunumunda duygusal ve davranışsal etmenlerin kişinin beslenme karakteristiklerinden daha önemli olduğunu söylemektedir. beslenme kadar psikolojik ve davranışsal boyutlar da elzemdir.

Çok özlediğiniz yemeklerin, tatlıların, atıştırmalıkların olacağını biliyoruz. Bunu psikolojik baskı ve pişmanlık duymadan, kendi iradenizle, aşırıya kaçmadan ve doğru malzemelerle yapmak önemli. Eski alışkanlıklara dönmemek; yanlış ve duygusal beslenme alışkanlıklarının tetikleyicilerini bulup onları dönüştürmekle mümkün olabilir! Bunu, duygusal çalkantılarımızda yanımızda taşıyacağımız bir alet çantası geliştirerek sağlayabiliriz.

Yeme alışkanlıklarımız duygularımızdan, duygularımız da yeme alışkanlıklarımızdan etkilenir. Kilo vermenin ve kiloyu korumanın en önemli adımlarından biri de yemek ile kurduğumuz duygusal ilişkiyi anlamaktır. 

“Yersem iyileşirim” gibi inanışlar, ruhsal olarak geçirdiğimiz zor zamanlarda yemeğe sığınmamız, içimizdeki boşluğu yiyeceklerle doldurmaya çalışmak çoğu zaman dengeli beslenme sürecinde gözden kaçan ve insanı hazırlıksız yakalayan durumlardır. 

 Bu nedenle duygusal olarak zor zamanlarla karşılaşmadan önce acil durum çantamızı hazır etmeliyiz. Kendi ihtiyaçlarımızı tanımayı, kendimizi ön plana çıkarmayı öğreneceğiz. 

 

Neden Grup Çalışması?: Birlikten Güç Doğar

 

Yapılan araştırmalara göre, klinik ortamda küçük gruplarla yapılan kilo verme çalışmaları, tek başına yapılan girişimlere göre daha etkin ve kalıcı sonuçlar vermektir. Grup çalışmalarında, programı yarıda bırakma oranı daha düşük, kilo verme oranı daha yüksek, daha ekonomik ve sürdürülebilirdir. Bazen gruba katılım kararı, bireysel tedavilere göre daha zor verilmektedir. Bunda da yargılanma, damgalanma, utanma gibi kilo almanın da sebeplerinden olan duygular hakim olabilir. Ancak, çalışmaların da ortaya koyduğu üzere, cesaretle grup çalışmalarına başlayanların, tatmin olarak sonuca ulaşma ve kalıcı sonuçlar deneyimleme ihtimali daha yüksektir. Sosyal destek, yardımlaşma, zor zamanlarda yalnız hissetmeme başarıya ulaşmak için kilit noktalardır.

 

 

Programın İçeriği ve işleyişi

 

  • İdeal kiloya son adım programı,  beslenme ve psikoloji uzmanlığını tek potada eriten multidisipliner bir grup çalışmasıdır. 
  • Düşük karbonhidrat beslenme ve aralıklı oruç uygulamaya göre program oluşturulacaktır. 
  • Danışanlar bireysel özelliklerine göre değerlendirilir ve her danışanın programı özeldir. 
  • 10 hafta boyunca her hafta, haftada bir gün, 2 saatlik grup oturum yapılır.
  • Deneyimsel bir çalışma olacağı için katılımcı sayısı sınırlı tutulacaktır.
  • Her grup mümkün olduğunca homojen olarak oluşturulacaktır. 
  • Her oturumda Klinik Psikolog Dr. Şeniz Ünal ve Beslenme Uzmanı Alican Demiroğlu beraber bulunur.
  • Gruba vücut kitle indeksi otuzun üzerinde (VKI>30) olan danışanlar dahil olabilir. 
  • Program boyunca psikolojik terapi teknikleri, mindfulness egzersizleri ve grup çalışmaları olacak, danışanlarla düşük karbonhidratlı yemek ve atıştırmalık tarifleri paylaşılacaktır. 
  • Katılımcılardan her hafta yeme-içme günlüğü tutmaları istenecektir.

 

Kendinize zaman ayırmanızı, fiziksel ve psikolojik yatırım yapmanızı sağlayacak bir programdır.

 

Program Size Uygun mu?

 

Bu programda fizyolojik ve psikolojik değişim hedeflenmektedir. Bu nedenle katılmak isteyenlerin programa uygunluğunu anlamak için bir “danışan tanıma formu” doldurulması gerekmektir.

Aşağıdaki kriterlere sahip olanlar için program uygun değildir

  • Vücut kitle indeksi otuzun altında (VKİ = Kilo / Boy2<30) 
  • Gebe ya da yeni doğum yapmış olanlar
  • Tip 1 Diyabet tanısı veya şüphesi bulunanlar 
  • Kronik böbrek hastası olanlar
  • Grup çalışmasına uygun olmayanlar
  • Şiddetli yeme bozukluğu olanlar
  • Alkol ve madde bağımlılığı sorunu yaşayanlar
  • Son 3 ay içinde ağır travmatik olay yaşamışlar.

Gerektiğinde ön görüşme yapılarak gruba katılım netleştirilir.

Grup programımıza katılmayı arzu ederseniz, size uyan en yakın tarihleri öğrenmek için lütfen bizimle iletişime geçiniz.

Telefon: 0212.352.70.87

Mail: [email protected]

Katılmaya karar verme aşamasında sizden bir ‘danışan bilgi formu’ doldurmanızı rica ederiz.

 

Tavsiye Edilen Filmler ve Kitaplar

 

  • That Sugar 
  • Magic Pill
  • Fat : A Documentary
  • Grain Brain (Tahıl Beyin)