fbpx

İkincil Travma Stresi

İkincil Travma Stresi


İkincil travma stresini global olarak son 1.5 senedir yoğun yaşıyoruz. COVID-19 salgını, kapanmalar, iş kayıpları, yaşamın pahalılığı, gelecek kaygısı ve belirsizlik, yeni varyasyonlar derken şimdi de durmak bilmeyen hem ormanlarımızı hem de içimizi yakan yangınlar ve diğer kayıplar… Hepimizi derinden yaralayan bu felaketlerin olduğu yerlerde birebir bulunmasak da, beynimiz travmatik olayları bizzat deneyimlememiş olsa da (beyin gerçek ve sanal ayrımı yapmaz), çevremizdeki olaylardan olumsuz bir şekilde etkileniyoruz.

 

İkincil Travma Stresi, 90’lı yılların başında, travma konusunda çalışanların – kendileri travmaya maruz kalmasalarda – TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) belirtileri göstermesinden yola çıkarak, Beth Stamm, Charles Figley ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş bir konsepttir.

 

Direkt travma, bilfiil kişinin kendisinin deneyimlediği travmadır. Mesela ilk yardım çalışanları, çok vahim bir araba kazasının görüntüsünden etkilenirse direkt travmaya maruz kalırlar. Kazayı yaşayan da direkt travma deneyimler. Ancak kaza olduktan sonra detaylarını öğrenenler, sonradan haber alanlar, haberlerde görenler endirekt travma deneyimlerler.

 

Endirekt travmalar, çok yakınlarımızın, aile bireylerinin travmalarından oluşabileceği gibi, bize uzak kişilerin travmalarını çok detaylı duymaktan da ortaya çıkar. Duyduğumuz, haber aldığımız travmalar eğer duygusal olarak önceden var olan yaramıza dokunursa veya kişiliğimizle, hayatımızla çok ilgiliyse o zaman direkt travma olarak dahi deneyimleyebiliriz. Direkt-endirekt ayrımı çok net olmayabilir. Aslında çok önemli de olmuyor nasıl tanımladığımız çünkü kişideki etkileri, belirtileri aynı oluyor.

 

Medyada görmekten kaçamadığımız travmatik sahneler, anksiyete/kaygı, korku ve çaresizlik gibi yoğun duygulara sebep olabilir. Özellikle yoğun olarak sosyal medyada vakit geçirenlerin, yayınlanan haberlere, grafiklere, video ve resimlere maruz kaldıktan sonra, sıkıntı ve kaygı yaşamamaya bağışıklığı yoktur. Bu konuda, Roger Williams Üniversitesi, Psikoloji bölümünün yaptığı bir araştırmaya göre, eğitimli sağlık çalışanları ile eğitimsiz kişiler karşılaştırıldığında aşağıdaki sonuçlar elde edilmiş. (“İkincil Travma Stresi – media kaynaklı – anketi” kullanılmış). Eğitimsiz kişilerin (yani uzman olmayan tüm insanların) gelecekte “kötü birşey olma beklentisi”nin ciddi şekilde yüksek olduğunu görüyoruz.

Bradford Üniversite’sinden Dr. Pam Ramsden’in sürdürdüğü araştırmalar da, üzücü ve korkutucu haberlere tanık olmadan önce hiç travma yaşamamış bireylerin ikincil travma stres belirtileri gösterdiği görülmüştür. Araştırmanın sonuçları aynı zamanda, ikincil travma stresi deneyimleyebilecek insanların oldukça büyük bir grup olduğunu vurgular. Bireylerin neredeyse dörtte biri, grafik resim veya şiddet içeren medya haberlerini izledikten sonra ikincil travma stres belirtileri yaşadığını bildirir (özellikle haberleri daha sık izleyenler).

 

İkinci travma stresi vücudumuzu, düsüncelerimizi ve günlük rutinimizi nasıl etkiler?

  • Gördüğümüz, okuduğumuz felaket haberleri, resim kareleri, örneğin yanan ormanlar, gündüz gece demeden yangın bölgelerine yetişen insanlar… Böyle bir felakete tanık olurken, elimizden belli kurumlara bağış dışında bir şey gelememesi bizi yorabilir, strese sokabilir ve suçlu hissettirebilir. Kaygı ve anksiyete yaratır.

 

  • Bu süreçte kendimizi, sevdiğimiz aktivitelerden ve sorumluluklarımızdan kaçarken bulabiliriz. Aynı zamanda odaklanma problemleri yaşayabiliriz. İşteyken çalışmalarımıza, aile ve arkadaş buluşmalarında ise konuşulanlara odaklanamayabiliriz. “Fiziksel olarak buradayım ama aklım başka yerde” hisleri uyanabilir.

 

  • Hissettiğimiz yoğun duygular aynı zamanda bedenimize yansır. Ağır kaygı, stres veya korku gibi duygular yaşıyorsak kendimizi, daha yorgun ve güçsüz hissedebiliriz. Yemek ile ilişkimiz ve iştahımız etkilenebilir, karında şişkinlik, gerginlik hissi ortaya çıkabilir ve vücudumuzun belli yerlerinde kas ağrıları hissedebiliriz. Nefes ritminde ve tansiyonda bozukluklar olabilir. Uzun süreli stres zamanla ağır psikosomatik hastalıklara kadar gidebilir

 

  • Anksiyete ve depresyon başlayabilir. Bunun sonucunda sebepsiz ağlamalar, çaresizlik ve yetersizlik sonucu çıkan duygular ve öfke patlamaları yaşayabiliriz. Düşüncelerimizi, öfkemizi ve üzüntümüzü durduramayabilir ve/veya dışarıya ifade edemeyebiliriz. Bunun sonucunda şekerli yiyecekler, alkol, sigara hatta uyuşturucu gibi maddeleri bir kaçış olarak kullanma ihtimalimiz artabilir.

Kaynaklar: ISSN 2325-4149 ve ISSN: 2167-1044

Konuşmayı Başlat
Merhaba! Aklınızdaki sorular için buradayız. Size nasıl yardımcı olabiliriz?