Kaşıkçı Elması

Kaşıkçı Elması sizin olsa nasıl saklarsınız? Birisine emanet etmeniz gerekirse kime emanet edebilirsiniz onu, kime güvenebilirsiniz? Sizin kadar dikkatli, korunaklı kim saklayabilir onu? Dün akşamki grup çalışmasında – EFMT – bu Kaşıkçı Elması metaforunu kullandık. Kendi içsel derin duygularımızı ve kırılgan tarafımızı, kime, ne kadar, nasıl açmamız gerektiği konusuyla alakalı olarak. KETUM sıfatına odaklandık. Evet, son zamanlarda çok fazla bilgiler dolaşıyor. Kendini aç, kendini paylaş… Kendini ne kadar açarsan karşı tarafta o kadar açar, derin […]

Zorlu Duygularla Başa Çıkma ve 2023 Dileğimiz

2023’ten dileğiniz var mı? Elde etmek istediğiniz somut bir hedefiniz veya aşmak istediğiniz zorlu bir durum? Duygu? Gelin beraber iç dünyamıza bakalım, bakalım “içimizdeki bilge” bize neler fısıldayacak, gösterecek veya hissettirecek… Webinar kısa bir anlatım ile başlayıp, dileğimizi canlandırma ve duygu regülasyonu da içeren bir meditatif çalışma ile devam edecek ve soru-cevap veya paylaşımlarla sonlanacak. . Pandeminin hayatımıza kattığı en önemli kazançlardan biri online buluşmalar oldu. Hızlı dünyamızı iyice hızlandırırken, yüz yüze erişemeyeceğimiz kaynaklara ulaşmamızı […]

Duygu Odaklı Grup Terapisi

Türkiye’de ilk defa yapılacak bir grup terapisini tanıtmak istiyorum. Daimi öğrenciliğim, duygu odaklı terapinin farklı uygulamalarında yolculuğa sürüklüyor beni. Duygu odaklı çift terapisi, aile terapisi, yeme bozukluğu terapisinin ardından, bu kış yeni bir format ile tanıştım. Kanada’da bulunan CPEH’den (Center for Psychology and Emotional Health) “Emotion Focused Mindfulness Therapy” eğitmenlik eğitimini aldım. Bu format, senelerdir bilinçli farkındalık (mindfulness) konusunda çalışan, derin meditasyon deneyimine sahip bir terapistin, Bill Gayner’in meditasyonu, derin terapiye uyarlamasıyla ortaya çıktı. Ufuk […]

Uykuya Dalma Önerileri

Uyku, kendimizi savunmasız bırakacağımız bir hal olduğundan, uyku alanımızın “güvenli” ve “rahat” olması çok önemlidir. Nerede uyuyorsanız (çoğu insanın yatak odasında uyumadığını duymak belki sizi şaşırtır, koltuk tercih eden çok var), uyku odanızı ihtiyaçlarınıza en uygun şekilde düzenleyin. Uzmanların önerilerini sizler için derledik. Bu önerilerden kendi ihtiyacımıza göre, deneme yanılma yoluyla bize iyi gelecek rutinler yaratmamız mümkün: Olabildiğince karanlık ve biraz serin bir ortam uyku için idealdir. Yatağa girmeden en az yarım saat önce tüm […]

Uykusuzluğun Psikolojimize Etkileri

Bazı psikiyatrik hastalıkların en önemli semptomlarından biri ‘yorgunluk’. Bu hastalıklar arasında majör depresif bozukluk, depresyon, distimi, anksiyete ve bipolar bozukluk bulunuyor. Uyku problemi olan insanların daha stresli, depresif ve intihara eğilimli hissetme riski var. Ayrıca uykusuzluk paranoyaya sebebiyet verebiliyor ve mental rahatsızlık yaşayan kişilerin semptomlarını kötüleştiriyor. Travmaya maruz kalmak uykudan korkmamıza sebep olabiliyor. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişiler kabus görmekten, uykuda ölme riskinden ve uyurken eve hırsız girmesi veya yangın çıkması gibi felaketlerden korktukları […]

Uyku: Gizemli Yolculuk

“Uyku, büyük bir vakit kaybı ve mağarada yaşadığımız günlerden bir mirastır.” – Thomas Edison Ortalama bir insan hayatının yaklaşık %26’sını uykuda geçiriyor. Edison’un 20. yüzyılda kurduğu bu cümle, uyku hakkındaki anlayışın sadece bir yüzyıl içinde ne kadar değiştiğini gösteriyor ve malesef uykunun önemini göz ardı ediyor. Değişen fikirlere rağmen emin olduğumuz bir gerçek var: Uyku, varoluşumuzun, biyolojimizin ve psikolojimizin en önemli parçalarından bir tanesi. Uykuyu ve hayatlarımızdaki yerini keşfetmeye en temel ve önemli soruyu sorarak […]

‘Aşk’ın Biyolojisi

Antropolojiden sinirbilimine kadar yıllar boyunca bütün bilim adamları aynı soruyu soruyor. Gerçekte aşk nedir? Her bilim dalı kendi açısından aşkı araştırıyor. Yapılan keşiflerle aşkın arkasındaki bilimin yani kimyanın, hem düşündüğümüzden daha basit hem de daha komplike olduğunu ortaya koyuyor. En son ne zaman birisine karşı çekim hissettiniz? Bu çekim esnasında afallayabilirsiniz, avuçlarınız terleyebilir, kendinizi saçmalarken bulabilir, şaşırır veya tökezleyebilirsiniz. Hatta kalbiniz yerinden çıkacak kadar çok çarpabilir. Bütün duyguların kalpten çıktığı gibi, insanların aşkın da kalpten […]

‘Aşk’ın Psikolojisi

St. Valentine günü olmadan yaşayabiliriz ama aşık olmadan yaşayamayız. Aşk, insanın derin yapısına yakınlık ihtiyacı olarak kodlanmıştır. Bu ihtiyaç giderilmediğinde yalnızlık, reddedilme, engelleme, sürüklenme ve donup kalma temalarını deneyimleriz. Aşık olduğumuzda daha enerjik daha odaklı oluruz. Psikolojik büyüme için, aşk, hayatın temel besin kaynaklarındandır. İdeal işlevsellik ve mutluluktur. Tabii ki tüm aşklar aynı değildir. Aile – arkadaşlar ve sevgili aşklarının arasında net ayrım yaparız. Çoğu kişi ilk grup için en az dokuz isim sayarken, ikincisi […]

Yalnızlık

“Yalnızlık”, sosyal etkileşim ihtiyaçlarımız karşılanmadığında hissettiğimiz duygu olarak tanımlanır. Varoluş felsefesinin temel başlıklarından birisi olan yalnızlık konusu, insanlığın doğuşundan beri yoğun hissedip üzerinde düşündüğümüz, anlamlandırmaya çalıştığımız bir konu. Özellikle  yakın zamanda, COVID-19 salgınıyla beraber hepimiz uzun süre evlere kapanmak ve kendimizi izole etmek zorunda kaldık. Kendimizi “oyalama” araçlarımız çok azaldı. Yalnızlık üzerine daha çok düşünür ve konuşur olduk, çareler aramaya yoğunlaştık.    İnsanlığın gelişiminde yalnızlığa bakarsak, primat olan atalarımız tarih boyunca sosyal gruplar içinde yaşamış […]

Tek başınalık – Yararlı Yalnızlık

‘Yalnız olmak, icat etmenin sırrıdır. Yalnız olduğun zaman, fikirlerin doğduğu zamandır.’ NICOLA TESLA   Sadece kullanmayı seçtiğimiz kelimeyi değiştirmek bile insanda sihirli değnek etkisi yapabilir! “Tek başınalık” periyodik olarak bilinçli bir şekilde seçildiğinde bizlere yeni kapılar açar ve dünyaya baktığımız pencereleri temizleme şansı verir. Kendimizle vakit geçirdiğimiz, içimize odaklandığımız, sevdiğimiz şeyleri yaptığımız, neler sevdiğimizi tek başımıza keşfettiğimiz zamanlara “yalnızlık” etiketi vermek yerine bu süreçleri “tek başınalık – yararlı yalnızlık” olarak tanımlayabiliriz…    Bu tür yalnızlık […]

Pandemi Gel-Git Sendromu / Açılmalar ve Sonrası

Yazın başında, uzun bir kapanma sürecinden sonra açılmalarla, kuralların rahatlamasıyla beraber bizler de hemen hemen rahatlamış ve yaz için planlarımızı yaptık. Delta varyantının yayılmasıyla ve aşının etkinliğinin sorgulanmasıyla beraber, “kapanmalar geri gelecek mi?”, “okullar, iş yerleri ve diğer mekanlar kapanacak mı?” soruları tekrar gündeme geldi.  Sık sık değişen kurallar hem geleceğe emin adımlarla yürümemizi engellemekte, hem de bizi gelecek adına kaygılı yapmakta. Haziran ayında aşılanma hızının artmasıyla beraber, restoran, kafe, sinema ve tiyatro benzeri yerler […]

İkincil Travma Stresi

İkincil travma stresini global olarak son 1.5 senedir yoğun yaşıyoruz. COVID-19 salgını, kapanmalar, iş kayıpları, yaşamın pahalılığı, gelecek kaygısı ve belirsizlik, yeni varyasyonlar derken şimdi de durmak bilmeyen hem ormanlarımızı hem de içimizi yakan yangınlar ve diğer kayıplar… Hepimizi derinden yaralayan bu felaketlerin olduğu yerlerde birebir bulunmasak da, beynimiz travmatik olayları bizzat deneyimlememiş olsa da (beyin gerçek ve sanal ayrımı yapmaz), çevremizdeki olaylardan olumsuz bir şekilde etkileniyoruz.   İkincil Travma Stresi, 90’lı yılların başında, travma […]

İkincil Travma Stresine Çareler

İkincil Travma Stresinin tetikleyicileri tamamen ortadan kalkmadığı sürece travmanın etkileri devam eder. Bu etkileri azaltmak ve kontrol altına almak için neler yapılabilir?   Kendimize bakmadan ve ihtiyaçlarımızı karşılamadan dünyaya yardımımızın dokunması olası değildir. Bunun en bilinen örneği uçaklarda duyduğumuz oksijen maskesi talimatlarıdır. Nasıl bir oksijen azalmasında yanımızdakilere yardım etmeden önce kendimize maskeyi takmamız gerekiyorsa, bu tür felaketlerde de dürtüselliğe kapılmadan akılcı, kendimizi koruyarak kişisel ihtiyaçlarımıza kulak vererek yardıma koşabiliriz. Her insanın hayatı, yaşadıkları ve yaraları  […]

Duygu Nedir?

Duygularımız en önemli sinyal sistemimizdir. İnsanın dünya üzerinde var olduğu ilk andan itibaren düşünceden konuşmadan lisandan önce duyguları vardı. Biz bu dünyaya çeşitli duyguları hissetme kapasitesi ile doğduk. Bunlar mutluluk, üzüntü, korku, utanç ve öfkedir. Duygularımız önemlidir, çünkü bizim için önemli olan meselelere karşı bizi uyarırlar. Kendimizle ve çevremizle ilgili neyi nasıl yaptığımız hakkında bize bilgi verirler. En önemlisi ihtiyaçlarımızı bize söylerler. Tüm duygularımız ihtiyaçlarımızdan doğar. Beynimizin içindeki duygular ve bedenimizdeki reaksiyon önemli bir olay […]

Birincil (Çekirdek / Temel) ve İkincil Duygular

Duygularımızı iki kategoriye ayırarak inceleriz: birincil duygular (çekirdek/temel) ve ikincil duygular. Temel duygular, bir durumdan doğan, ilk duygusal tepkilerdir ve “birincil” olarak adlandırılırlar. Bunlar, belirli bir duruma veya olaya ilk tepkilerinizdir ve ihtiyaçlarımız hakkında bizi uyarırlar. Çok görülen bir örnek vermek gerekirse; eğer biri bize veya sevdiğimiz birine acımasızca, sert davranıyorsa, kızarız, öfke hissederiz ve kendimizi, sevdiğimizi korumaya veya sınır koymaya ihtiyaç duyarız. Bu durumda, öfke hissi temel bir duygudur ve bizim için önemli olanı […]

Stresin İdeal Dozu

Ne kadar çok stres yaşıyoruz günümüzde! Başta Covid-19, sonrasında işler güçler derken kendimizi yoğun ve stresli bir ruh hali içinde buluyoruz. Peki hayatımızın en önemli parçası haline gelmiş olan bu stres, gerçekte ne? Fazla stres yapmanın zararlı olduğunu artık pek çoğumuz biliyoruz fakat stresin ideal dozunun olabileceği, stresin kişiye faydalı olabileceğini hiç aklınıza getirmiş miydiniz? Stres, kesinlikle normal bir tepkidir ve evrenseldir. Öncelikle stres, sadece duygusal değil, aynı zamanda fiziksel de bir gerginlik hissidir. Sizi […]

Olumsuz Duygular ve Yemek Yeme

Stresli bir durumla karşılaştığımızda, endişelendiğimizde ya da üzüldüğümüzde birçoğumuz şekerli ya da yağlı yiyeceklere saldırırız. Marketten çeşit çeşit çikolatalar alır ya da evdeki paketli gıdalara yöneliriz farkında bile olmadan. Bir porsiyon ya da bir adet yiyeceğim desek de elimizdeki paketin sonuna gelmiş buluruz kendimizi. Peki neden böyle durumlarda en büyük kurtarıcımız yiyecekler olur? Beynimiz böylesine olumsuz durumlarla meşgulken bedenimizin aslında ihtiyaç duyduğu şey ne? Yaşadığımız negatif duygular, bedenimizde tokluğa benzer bir durum yaratır. Bunun nedeni […]

Hamburger’in Götürdüğü Yere Git

Duygusal yeme teması duydum mu, derinliklerine inmek için hiçbir fırsatı kaçırmam… Nitekim asistanım Tuğba da işe başladıktan bir süre sonra, sağlıklı beslenmeye çalışırken “canım deli gibi hamburger çekiyor” dediğinde içime burada derin bir mesele olabilir diye kurt düştü. Hem yaptığım işi deneyimleyerek tanıması hem de karanlıktaki bir parçasını keşfetmesi için onunla “sürpriz” bir çalışma yapmaya karar verdim. Gerisini onun ağzından dinleyelim:   “İşe başlayalı çok zaman olmamıştı. Yeni işle beraber, yeni başlangıç diyerek sağlıklı beslenmeye […]

Yeme Bozukluğu Değişim Aşamaları

Yeme bozukluğundan iyileşmek için 5 aşama vardır.     Ön-düşünce Kişi bir problemi olduğunu kabullenmez. Yakın arkadaş ve aile problemi fark ederler. Kişi konuşmaktan kaçınır. Çok yumuşak bir şekilde kişiyi yeme bozukluğunun yıkıcı sonuçları hakkında bilgilendirmek, olumlu değişimi teşvik etmek gerekir. Çocuğunuzun veya arkadaşınızın sorununu inkar etmeyin İşaretlerin, semptomların farkına varın Yeme bozukluğunu rasyonelleştirmeyin Kişiyle açık şekilde endişenizi ve kaygınızı paylaşın (suçlamadan)     Düşünce Kişi kendi isteği ile problemi olduğunu ve yardımı kabullenmeye başlar. […]

Duygusal Yeme Terapisi

Karnınız doyduğu halde yemeği durduramıyor musunuz? Yedikten sonra ani rahatlama, pişmanlık, öfke, suçlama ve akabinde boşvermişlik duyguları ortaya çıkıyor mu? Her sabah sağlıklı beslenme kararı ile yola çıkıp akşam yeme planlarınızı bozarak mı yatıyorsunuz? Gizli gizli yemek yiyor musunuz? Çoğunlukla gündüz aç kalıp gece mi yiyorsunuz? Sürekli ağzınıza bir şeyler atma ihtiyacı mı duyuyorsunuz? Kilo verme-alma sarmalından çıkamıyor musunuz? Bu sorulara verdiğiniz cevaplarda “evet”ler varsa, duygusal yeme problemi yaşıyorsunuz demektir. O zaman sizi 6 haftalık […]

Psikolojik Vakaları Konuşmak

Yaşadığımız toplum, batıya nazaran daha geleneksel ve negatif duyguları konuşmaktan imtina eden bir yapıda. Kendimizi bildiğimiz andan itibaren duyduğumuz kalıplara bakalım; erkek adam ağlamaz, kan kussan kızılcık şerbeti içtim diyeceksin, gözyaşını kimseye gösterme, anneler fedakarlık yapar, elalem ne der… Bu liste uzar gider. Hepimiz yaşamımız boyunca bunları ya da benzerlerini duymuşuzdur. Sıkıntımız, üzüntümüz, utançlarımız, acılarımız gibi negatif duygularla uğraşmak istemiyoruz, onlarla yüzleşmekten kaçınıyoruz. Sanki onları yok sayarsak, yok olacağını ümit ediyoruz. Ancak maalesef sistem böyle […]

Ruh Sağlığını Konuşmak

Son 1 yıldır covid sebebiyle, herkes aşı bulundu mu, virüs kapanlarda hangi belirtiler görülüyor, kimlerde virüs var, nasıl korunuruz konularını çarşaf çarşaf her kanalda, her evde, her telefon sohbetinde konuştu. İlaç denemelerinin insanların üzerinde etkileri de konuşuluyor, en kısa sürede bu hastalığı aşmanın yolları aranıyor. Bunu bu açıklıkta konuşmamızın en büyük nedeni ruhsal bir hastalık olmaması. Ruhsal hastalıklarla ilgili, derinlemesine vaka analizleri dışındaki, ölçeklerle yapılan istatistik çalışmalarının etkinliği sorgulanıyor. Vaka paylaşımlarını kullanmamak bu alanda bizi […]

Duygusal Yeme Terapisi

Karnınız doyduğu halde yemeği durduramıyor musunuz? Yedikten sonra ani rahatlama, pişmanlık, öfke, suçlama ve akabinde boşvermişlik duyguları ortaya çıkıyor mu? Her sabah sağlıklı beslenme kararı ile yola çıkıp akşam yeme planlarınızı bozarak mı yatıyorsunuz? Gizli gizli yemek yiyor musunuz? Çoğunlukla gündüz aç kalıp gece mi yiyorsunuz? Sürekli ağzınıza bir şeyler atma ihtiyacı mı duyuyorsunuz? Kilo verme-alma sarmalından çıkamıyor musunuz? Bu sorulara verdiğiniz cevaplarda “evet”ler varsa, duygusal yeme problemi yaşıyorsunuz demektir. O zaman sizi 5 haftalık […]

Kırmızı Oda Dizisi Hakkında

TV’de başlayınca heyecanlı bir sevinç duydum. Psikoterapinin ülkemizdeki bilinmezliğinin ve yanlış algısının kırılacağını ümit ettim. Herhangi bir rahatsızlıkta, gerek çevremizden gerekse uzmanlardan benzer hikayeler ve özellikle iyileşme öyküleri bize umut vermez mi? Bu nedenle, kişisel olarak danışanların yazılı izni alınarak onların psikoterapi hikayelerini paylaşmayı çok kıymetli, hatta okuyana sağaltıcı geldiğini düşünüyorum. Hatta bu sebeple bende #içimizdekiinsanlar kitabımı benzer şekilde kurguladım ve okuyuculardan da olumlu, ilham verici geri bildirimler alıyorum. Sn. Budayıcıoğlu’nun da kıdemi, deneyimi tartışılmaz […]

Hürriyet Röportajı – “Dokuz ayrı hikâyeyle ‘içimizdeki insanlar'”

Duygu odaklı terapiler ve regresyon terapisi başta olmak üzere, farklı ekolleri birleştirerek psikolojik danışmanlık veren klinik psikolog Dr. Şeniz Ünal’ın kitabı ‘İçimizdeki İnsanlar’da dokuz kişinin yaşamlarından kesitler aktarıyor. Her biri hem yetişkin hem çocuk, hem cahil hem bilge olan dokuz kişi, bilinçaltları aracılığıyla konuşuyor. Ünal, kitabını ve çalışmalarını anlattı… Kitabınız ‘İçimizdeki İnsanlar’ için “Son derece şaşırtıcı, heyecanlı, aşk ve sevgi dolu, bazen kırılgan ve biraz üzücü ancak kesinlikle dönüştürücü” diyorsunuz. Bir kitap insanı gerçekten başka […]

Yeni Şafak Röportajı – “Normalleşme başladı: Ofise dönenler uyum sorununu nasıl aşacak?”

Koronavirüs salgını sonrası normalleşme planları hayata geçirilirken, 1 Haziran itibariyle milyonlarca çalışan ofislerine dönmeye başlıyor. 70 günü aşkın süredir ‘uzaktan çalışma’ sistemine entegre bir şekilde çalışan işçileri yeni dönemde uyum ve entegrasyon gibi bir takım sorunlar bekliyor. Uzmanlar, iş ortamı değişen çalışanın kendini bu dönemde rahatız, güvensiz ve kaygılı hissedebileceğini belirterek “Yeni düzen oluşana kadar ekstra özen göstermemiz gereken bir süreç bizi bekliyor. Normalizasyon sürecinde kişiler hem kendilerine hem de çevrelerindekilere ekstra kibar, empatik ve […]

Neden ekmek yapıyoruz?

Geçtiğimiz haftalardan itibaren herkes çok farklı niteliklerde ve seviyelerde duygular yaşamaya başladı. Bir an enerji dolup kendimize yapılacaklar listesi hazırlayıp, işlere girişiyoruz. Sonra birden elimizde kumanda ile televizyon kanallarında zıplayarak veya sosyal medyada gezinerek saatlerimizi geçiriyoruz. Bu dönemde virüs salgının yanı sıra bir de ekmek yapma salgını çıktı diyebiliriz. Özellikle daha önce elini hamura değdirmemiş erkekler arasında da çok yaygın bu ekmek yapma işi. Acaba neden böyle bir şey oldu? Yurtdışında tamamen sokağa çıkma yasağı […]

“Benim Kahramanım Sensin – Covid-19 İle Savaşan Çocuklar”

“Benim Kahramanım Sensin”, dünyada COVID-19 salgınından etkilenen çocuklar için yazılmış bir kitaptır. “Benim Kahramanım Sensin”, bir ebeveyn, bakım veren ya da öğretmen tarafından bir çocuğun veya küçük bir grup çocuğun yanında okunmalıdır. Kitabın ebeveyn, bakım veren ya da öğretmen desteği olmadan, çocuklar tarafından bağımsız şekilde okunması önerilmez. Daha sonra yayınlanacak ek bir rehber niteliğinde olan ‘Kahramanlar için Eylemler’, COVID-19’a ilişkin konularla ilgili destek verecek, çocukların duygularını yönetmelerine yardımcı olacak ve bu kitaba dayalı ek etkinlikler […]

Bizden önceki birkaç neslin deneyimlemediği ilginç zamanlardan geçiyoruz. Sadece sağlık açısından değil ekonomik olarak da taşlar yerinden oynuyor, tüm dünya kaynıyor. Dünya tarihinde en “gezgin” ve “ulaşılabilir” olduğumuz bir dönemde fiziksel mesafe gerektiren bir “ev hapsi” yaşıyoruz. Kimisi fanatik şekilde kabullenirken, kimisi de enteresan bir şekilde reddediyor. Bu yeni durumla ilgili bilgi kirliliği deseniz o da inanılmaz, gerçekten kaotik ve zor bir süreç. Doğal olarak “başa çıkma mekanizması” arıyoruz. Bazen eski bilindik kişisel çarelerimize yönelmek […]

Kim Korkar Hain Kediden

🐱¨Yüzündeki ifade çok sinsi… varlığı midemi bulandırıyor!¨ 🐱¨Ona baktıkça ürperiyorum, sanki her an üzerime atlayacak gibi geliyor.¨ 🐱¨Miyavlaması ise yalvarır gibi… ama anlamıyorum ne için.¨ .. Kedi fobisiyle gelen danışanımın ilk görüşmede söylediği sözlerdi bunlar… Hayatı zindan oluyordu, arkadaşlarıyla açık havada oturamıyor, sürekli etrafına bakarak yürüyordu. Hep tetikteydi. Çocuklarıyla olan ilişkisini bile etkiliyordu. Artık canına tak etmişti ve bu sorunu halletmek için bana gelmişti… 4 sene önce! .. Hayvan fobisi olanlarla çalışmalarımda gördüğüm en bariz […]

Acıyla Hipnotize Olma

Beynin negatif/olumsuz düşüncelere cırtlı yapışkan etkisiyle tutunurken, pozitif/olumlu düşünce ve duyguları teflon tepkisiyle karşıladığını biliyor musunuz? Bilim insanlarının ispat ettiği bu gerçek tüm hayatımızı farkında olmadan derinden etkiliyor, seçimlerimize yansıyor ve bizi bazen adeta derin bir kuyunun içine çekiyor… .. Son günlerde sizde benim gibi gözlerinizi televizyondan veya sosyal medyadan (çoğu zaman paralel bir şekilde) ayıramayanlardan mısınız? Önce #Elazığdepremi ülke çapında bizi etkisi altına aldı. Televizyon sürekli açık kalıp aynı sahneleri tekrar tekrar izleyenlerden misiniz siz de? […]

DUYGU ODAKLI TERAPİYE GİRİŞ

Duygu Odaklı Terapiler, kişilerin duygusal deneyimlerinin farkına varmalarına, anlamlandırmalarına, kabullenmelerine, düzenlemelerine, ifade etmelerine ve dönüştürmelerine yardımcı olur. Duygularımız ihtiyaçlarımızı bize bildirip onları giderecek davranışlara da rehberlik ederler. Derinlere gömülmüş veya maladaptif duygular ise kişilerin temel ihtiyaçlarını ortaya koymalarını engelleyerek, doyumlu bir hayat yaşamalarını engeller. Duygu odaklı terapi modelini kullanan terapist, danışanının deneyimiyle çalışır. Humanistik yaklaşımla, danışanın deneyimini anlamlandırmasına yardımcı olur. Duygularla direk ve yoğun bir şekilde çalışır. Eğitimin ana başlıkları: Duygu nedir, birincil ve ikincil […]

Sosyal Medya (SM) Kullanımım Nasıl?

Telefon ve onunla beraber sosyal medya (SM) kullanımı artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu. 7’den 70’e herkes bulaştı bir şekilde 🙃. Bazen zevkine bazen iş için onsuz yapamaz olduk 👀. Ancak galiba biraz şirazesi kaymaya başladı bu işin (bu aralar bu eski deyimi pek sever oldum. Gençler google’dan bakabilirler anlamına, ne de olsa telefon ellerine yapışık 🙈) 📱 SM kullanımı yeni ufuklar açtığı kadar çoğu insanı uyuşturan, yoran, oyalayan, yıpratan hatta depresyona ve anksiyetete sürükleyen […]

Ah şu güven meselesi

Formsanté Dergisi için keyifle gerçekleştirdiğim röportaj: İkili ilişkilerde güven   İdeal bir ilişkinin, uzun süreli paylaşımların ilk kuralı… O olmadan hiçbir şey sağlıklı ilerlemiyor. “İkili ilişkilerde güven” dosyasını açıyoruz! Kabul ediyoruz, bu devirde birilerine güvenmek çok zor. Ama onsuz olmuyor ya da kaliteli bir ilişki yaşanmıyor. Yokluğunda hep kıskançlık, tartışma ya da bunlara benzer olumsuz durumlar ortaya çıkıyor. Peki problemin kaynağı ne? İkili ilişkilerde yaşanan güvensizliğin nedeni aslında karşınızdakine değil de kendinize olan güvensizlik olabilir mi? […]

Duygular bizi nasıl yönetir?

Ters Yüz (Inside Out) filminin misyonu… Psikolojinin biliminin ilk dönemlerinde etki-tepki davranışlar araştırıldı. İnsanların davranışları nasıl kontrol (hatta manipüle) edilir, davranışları değiştirirsek ruh sağlığımızı nasıl düzeltebilirize bakıldı.     Ancak zamanla yetmedi bu bakış açısı ve derinlerde başka bir ‘patron’un insanı yönettiğini keşfettiler. ‘Patron’, ‘duygular kümesi’ydi. Ne kadar bir konuda kendimizi ikna edersek edelim, bir duygu dalgası çıkıp dağıtabiliyor bizi… Bu dalganın boyutu da konuyla bağlantılı algımızla ilişkili oluyor. Duygu ↔ Algı ↔ Davranış  İlk bakışta […]

Bilim Üniversitesi’nden Caner Yılmaz ile röportajım

Kendinizden bahseder misiniz? İsmim Şeniz Ünal. Dr. klinik psikolog ve doktora öğretim görevlisi olarak da unvanım var. Kadrom Gelişim Üniversitesi’nde. Akademik hayatımda, İstanbul Bilim Üniversitesi’nde misafir öğretmen olarak ders veriyorum, bunun dışında kendi psikolojik danışmanlık merkezim var orada danışan görüyorum. Lisansım Boğaziçi Üniversitesi Matematik bölümünde, mühendislik okumak isterken kendimi buralarda buldum. Yurt dışına çıktım ve Boston Üniversitesi’nde işletme bölümünde MIS üzerine master yaptım. Türkiye’ye geri döndüğümde personel müdürü olarak çimento fabrikasında çalıştım. Bundan sonra Novartis […]

Klinik Psikolog Dr. Şeniz Ünal’ın Gözünden Endüstri 4.0 Dünyasına Bakış

Endüstri 4.0 dünyasını Klinik Psikolog ve Regresyon Terapisti Dr. Şeniz Ünal’ın gözünden dinleme şansı yakaladık. Sayın Ünal’a katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.   Bir psikolog olarak teknolojinin gelişiminin birey üzerinde ne gibi etkileri olduğunu gözlemlemektesiniz? Buna iki açıdan bakabiliriz. Birincisi, teknolojinin gelişiminin etkisi nesiller arasındaki farklarda daha net görülüyor ve günümüzde büyük bir sıçrama var. Sosyal hayatta nasıl ilişkiler kurduğumuz da çokça etkileniyor. Örneğin, ben çalışırken benim işverenim mailleri açamıyordu, asistanı hepsini yazdırıp vermek durumunda kalıyordu. Şimdi böyle […]

Yere düşen kapaklar ve hayatın anlamı

“Şimdi ve burada” felsefesiyle çalışan terapistler, terapi odasında gerçekleşen her olayı anlamlandırırlar. Belki her detay önemli olmayabilir ancak bazen yere düşen bir kalem kapağı hayatın anlamını keşfettirebilir 😉 Danışanım sürekli herkese ne kadar yardım ettiğini, herkesin işine koştuğunu ancak insanlardan “hak ettiği” takdiri görmediğini anlatıyordu. İçinden büyük öfke ve üzüntü çıkıyordu. Ona “istenmeden sunulan, adeta empoze edilen yardımın” bilakis negatif etkisi olduğunu, ilişkileri olumsuz yönde zedeleyebileceğini fark ettirecek sorular soruyordum ancak bir türlü konu netleşmiyordu. […]

Bir Market Kavgası Analizi

Kadın evliliğinde eşinin kendisine yeteri kadar ilgi, dikkat göstermediğinden yakınır. Zaman zaman öfke patlamaları da olur. Eşinin ilgi gösterdiği bazı anlarda da durum farklı yönlere gider. Aşağıdaki buna bir örnek… Pazar günü, akşamüzeri kadın markete gitmeye karar verir. Erkek “Bende geleyim mi?” der (biraz yarım ağız). Kadın “İyi olur” der. Markete vardıklarında ilk olay market arabası alırken olur. Kadın adama 1 lira verir. Adam yanlış deliğe sokmaya çalışır (adam bu arada şirket patronu, mühendis). Kadın […]

Ruhsal Deprem Çantamız

Ruhsal/duygusal depremler kaçınılmazdır, yaşam yolculuğumuzun olmazsa olmazlarıdır. Kişisel tekamülümüz depremlerle gerçekleşir. Mutlu, mesut, keyifli anlarda kimse ‘dönüşüme’ kafa yormaz. Aksine ‘statu quo’ yu korumak için yoğun çaba sarf eder. Ancak depremler kaçınılmazdır, büyümek, gelişmek, olgunlaşmak onlar sayesinde olur. Tüm kişisel gelişim çalışmaları, psikoterapiler, bu depremlerin hasarını en aza indirerek, onlardan en fazla ders alarak hayata tekrar mutlu, mesut, keyifli devam ettirmeyi hedeflerler. Taa ki bir sonraki depreme kadar 😉 Kişisel depremlerimizi en az hasar, en […]

Ruhsal Depremler

17 Ağustos depreminin üzerinden seneler geçti. Her yaşanan felaket gibi, bizi sarstı, travmamız oldu, hayatımızın ilgi odağı oldu. 7’den 70’e herkes deprem uzmanı oldu. Ancak bir süre sonra, devam eden hayatın gereklilikleri ağır basmaya başladı ve bu konu gündemimizden düştü. (Bu felakette kişisel travma yaşayanları ayrı tutuyorum.) Deprem sonrası her evde bir ‘deprem çantası’ vardı. İçinde fener, düdük, su, konserve, yedek pil, vs.  olurdu. Önceleri herkese bir çanta hazırlanırdı, herkesin yatağının yanında dururdu. Hatta uyanıkken […]

Küçük ruhun hikayesi – Bağışlayabilmek

(Hayatımızdaki insanları anlamlandırmak hakkında…) Günün birinde küçük Ruh heyecan içinde Tanrı’ya gider ve ona “Ben kim olduğumu biliyorum” der. Tanrı; “Peki sen kimsin?” der. Küçük Ruh “Ben ışığım” der. Ve Tanrı “Doğru sen IŞIKSIN!” der. Küçük Ruh bir an düşünür ve “Ama ben ışık OLMAK istiyorum” der.” Işık olduğumu biliyorum ama ışık olmayı kendim deneyimlemek istiyorum. Kendi deneyimlerimle bilmek istiyorum.” der. Tanrı” Oh anladım, sen halihazırda olduğun şeyi deneyimlemek istiyorsun.” der. Küçük Ruh “Evet istediğim […]

Bile isteye hayatını sonlandırma??

Son günlerde duyduğumuz medyatik kişilerin intihar haberleri herkesi çok şaşırtıyor 🙁 “Her şeyi, parası, ünü, bir sürü arkadaşı, seveni olan hayatta önemli işler yapmış birisi neden kendi hayatına son verir?” Halbuki intiharın çoğu zaman DIŞSAL birikimlerle alakası yoktur. Depresyon veya başka ruhsal hastalığın sonucudur… 😞ABD’de tüm ölümlerinde % 2’si intihar yoluyla gerçekleşir. Çoğu 69 yaş üstü erkeklerdir. Ancak son senelerde 15-24 yaş grubunda da bu oran artmaktadır. Türkiye’de TÜİK verilerine göre 2014-2017 yılları arasında toplam […]

Yanlış Anlaşılmak…

kişi şok olmuş, 2. kişiye derdini anlatmaya çalışıyor… “Ben sana pis kafa demedim, genel olarak akıl net, berrak olmalı bu karar konusunda demek istedim… Beni yanlış anladın!” 2. kişi ise doğru anladığından emin, basıp gider… 1.’ye karşı tavır takınır, selamı keser… kişi, ona gidip anlatır, uzun mesaj atar, ama nafile! 2. Kişi nuh der peygamber demez!   Kişiyi yanlış anlaşılmak çok üzer, HAK etmemiştir bu durumu! Ona kendini anlatmak için çareler arar, evine hediye götürmek […]

Sosyal Medya Hesaplarımız

Sosyal medyada bana aşağıda yer alan hesaplar üzerinden ulaşabilirsiniz: Facebook:  @drsenizunal  https://www.facebook.com/drsenizunal/ @MindfulEatingTurkey https://www.facebook.com/MindfulEatingTurkey/ Instagram: @dr.senizunal https://www.instagram.com/dr.senizunal/  @keyifleucuyorum  https://www.instagram.com/keyifleucuyorum/  @mindful.eating.turkey  https://www.instagram.com/mindful.eating.turkey/ Youtube:      Dr. Şeniz Ünal                                   https://www.youtube.com/channel/UCtD7dBBFSwae-b6F7u-aSZQ?view_as=subscriber  

Obezite Ameliyatı Olmak mı Olmamak mı?

Obezite (bariatrik) ameliyatlar her geçen gün daha fazla konuşulur hale geliyor. Bu konuda doktora tezi yapmış birisi olarak bariatrik ameliyatlar hakkında aşağıdaki konulara dikkat çekmek istiyorum. Kısa bir özet ve hatırlatma: Kişi morbid obezite sınırını aşmış ise konvansiyonel yöntemlerle (diyet ve spor) kilo verebilmesi ve verdiği kiloyu koruyabilmesi çok zor (başarı yüzdesi %5 civarlarında). Bunun sebebi ise kesinlikle “iradesizlik”, “başarısızlık değil”. Pek çok faktör var, kilo alımını tetikleyen…. Mesela “set point” teoremi var, kişinin maksimum […]

Su Böreği “gerçekten” nedir?

Karnımız aç olduğunda kim fırından yeni çıkmış, altın sarısı kızarmış, mis gibi tereyağı kokan su böreğine veya hafif nemli yoğun bir kakaolu keke hayır diyebilir? Veya soslu, tereyağlı, kıtır pideli iskendere veya kurufasulye pilava?  .. O anda biz, biz olmaktan çıkarız, adeta içimizde başka biri kumandanımizi ele alır ve yiyeceğe gömülürüz 🙂 Karnımız aç  değilse bile tanıdık, bildik, bizi mutlu, güvende hissettiren yiyecekler önümüze konulduğunda çok zor hayır deriz, en azından birkaç lokma atarız ağzımıza… O […]

Kahvaltı Terapisi

Aç olan miden mi, ruhun mu? KAHVALTI TERAPİSİ Duygusal yeme / yememe hakkında deneyimsel, terapötik bir grup çalışması Duygularımızı yemekle bastırma, hayatımızı yemekle anlamlandırma az veya çok hepimizin gerçeği. Etkisi az ise sorun olmayabilir, bedenimiz zarar görmeden hayatımızı devam ettirebiliriz. Ancak ya fazlaysa? Kilo fazlalığı hayat kalitemizi düşürecek seviyeye gelmişse veya kilo azlığı parmağımızı kıpırdatmaya engelse? Çeşitli beslenme metodları uyguladınız, farklı sporları denediniz, hatta ameliyat oldunuz ancak üzüntü, öfke, stres veya can sıkıntısı hallerinde yemek […]

Mindfulness’a Ulaşmayı Engelleyen AKIL TUZAKLARI

Mindfulness (bilinçli farkındalık), gittikçe kaotikleşen hayatımızda bize nefes aldıracak bir kavram… An’da kalabilmek, geçmişin gölgesinin yarattığı depresyondan kurtulup, belirsiz geleceğin yarattığı kaygıyı en aza indirebilmek hepimizin hedefi… Herkes, hepimiz bu zihin / akıl durumuna ulaşmaya çalışıyoruz. Bu hedefe ulaşabilmek için aklımızın bazı tuzaklarını fark etmek ve onlardan vazgeçmeye çalışmak bu yolda atacağımız ilk adımlardır. Odaklanacağımız akıl tuzakları şunlardır: Felaketleştirme: Gelecek zaman olasılıklarını, en kötü senaryoları düşünerek kendine işkence etmek… Endişenin bir dozu aslında iyidir, bizi […]

Tutulmayan sözler…

Söz vermek ne demektir? Hem Türkçe hem de İngilizce sözlüklerde baktım. “Kesinlikle yapacağını söylemek” diye açıklıyorlar. Hatta dini yorumlar yapan siteleri bile okudum. Bir hadiste “verilen sözü tutmamak münafıklıktır (iki yüzlülük)” diyor. Benim şahsi lugatımda da “bir işin altına imza atmaktır”. Tutmadığım, tutamadığım söz ruhumu, kalbimi acıtır, vicdan azabı çekerim. Unutarak veya elimde olmadan tutamadığım sözler için ise elimden geleni yaparım, özür dilerim, telafi etmeye çalışırım.Başta ailem olmak üzere, aldığım eğitim, okuduğum kitaplar, esinlendiğim kişiler […]

Kendini ifade – 7.5 yaşın dürüstlüğü

Sınır koymak, gerçek duygularımızı, beklentilerimizi ifade etmek, istemediğimiz şeylere hayır diyebilmek… Çocukken rahatça yapabilirken, hangi yaşlarda bunları yapmaktan vazgeçiyoruz? Başımıza gelen hangi olaylar bizi, kendimize sansür koymamıza yol açarak, dürüstçe konuşmaktan alıkoyuyor? Bu sorular terapi odalarının ana temaları. Tüm psikolojik, psikosomatik rahatsızlıkların altında bu konular var. Terapistler bu sorulara, dürüst, içten, samimi cevaplar buldurmaya çalışıp, hayatlara uygulatmaya çalışıyorlar. Gerçek ben’e ulaşmak, kalbimizin dileklerine kavuşmak için… Yetişkinler açıkça konuşulmayan gerçekleri, duyguları paylaşmak isteğiyle doluyken neler yaşarlar? […]

Çocuk eğitmek – 10 dakikalık servis gecikmesinin anatomisi

Eğitim şart! Hepimiz çocuklarımızı imkanlarımız dahilinde en iyi okullara göndermeye, pek çok aktiviteye dahil etmeye çalışıyoruz. Uzmanlara danışıyoruz, kitaplar okuyoruz. Ancak en önemli konuyu atlıyoruz, onlara örnek olmayı… hayatın en küçük detaylarında…8 yaşındaki kızımı 3 haftalık bir yaz kampına yazdırmıştım ve bugün ilk haftanın son günüydü. Kamp evimizden bayağı uzak olmasına rağmen çok methedildiği için denemek istemiştik. Aslında kamp çoğu katılımcıya uzaktı, hemen hemen tüm çocuklar da servis kullanacaklardı. Kampın ilk günü, kızımın 2. sırada […]

Hangi psikoterapi modeli bana uygundur?

Halen onlarca farklı terapi modeli bulunmaktadır. Kişi, ihtiyacına ve maddi, manevi imkanlarına göre farklı çalışmalara ulaşabilir. Önemli olan seçilen terapi modelinin deneyimsel ve dönüştürücü “experiential and transformational” olması gerekir. Sadece akıl seviyesinde yapılan terapiler semptomları geçirebilir ancak kesin ve derin bir tedavi sağlamayabilir. Bireysel psikoterapi belirli bir tema için tercih edilebileceği gibi, kişisel gelişim konusunda da faydalı olabilir. Aynı dili konuşuyor olmak birbirimizi yüzde yüz anlıyoruz anlamına gelmez. Çoğu zaman söylediklerimiz ile duygularımız, isteklerimiz uyuşmaz. […]

Her psikolog terapi yapabilir mi?

Hayır! Psikoloji lisans eğitimi, psikoloji hakkında teorik bilgiler verirken, belli konulara odaklanarak araştırma yaptırtır. Bazı bölümler staj imkanı sağlayabilir. Master veya doktora eğitimi, odaklandığı uzmanlık alanına göre bir miktar terapi deneyimi kazandırabilir. Terapi yapan psikolog (Psikoterapist) veya psikiyatr seçtiği terapi modelinin eğitimini, genellikle, eğitim vermeye yetkili birisinden, bir merkezden alır. Bu eğitim teorik bilgiler, terapiste ‘’öz-farkındalık’’ kazandıracak çalışmalar içermelidir. Ardından da süpervizyon süreci olmalıdır. Öz farkındalığı yüksek bir psikoterapist, danışanına gerekli empatiyi de göstererek, onu […]

Hipnoz – Regresyon

Regresyon terapisi süreci, bireyin deneyimlediği her şeyin zihin sistemlerine kaydedildiği ve orada saklandığı önermesine dayanır. Zihin çoklu farkındalık düzeylerine sahip görünür. Biz bunları şuur, altşuur ve üstşuur olmak üzere üç ana sisteme ayırıyoruz. “Şuurunuz şu anda yaptıklarınızdır.” “Altşuurunuz kim olduğunuzdur.” “Üstşuurunuz ise Can, Ruh ya da Tanrı unsurudur.” Bu üç zihin sistemi, aynı anda birbirinden bağımsız bir biçimde işler. Farkındalığın bu üç düzeyi aynı şekilde düşünüp hareket ettiğinde, en iyi tutumlarımız ya da ifadelerimiz ortaya çıkar. […]

Zor zamanları aşmak… Yeni bir yola girmek…

Lynn Robinson ile 7 sene önce tanıştım. Kendini sezgisel danışman ve yazar olarak tanıtıyor. Ülkemizde Ruhun Pusulası kitabı ile tanınıyor (Akaşa Yayınları, 2004). Ruhun Pusulası, sezgilerimizi kullanarak hayatımızı nasıl kolaylaştırabileceğimizi anlatan çok yalın ve etkin bir kitap… Lynn ile tanışma fırsatım da oldu. Yazdıklarını yaşayan ender kişilerden birisi…  (www.lynnrobinson.com) Türkçe’ye çevrilmeyen başka bir kitabından  (LISTEN: Trusting Your Inner Voice In Times of Crisis) bir bölümü sizinle paylaşmak istedim. Zor zamanları aşarken aşağıdaki yazı ilham verebilir… Sevgilerimle… “ İşlerin ters […]

Kaygınızı şu dakika düşürün! 3 derin nefes tekniği…

Bedenimizde iki çeşit sinir sistemi vardır: sempatik ve parasempatik. Sempatik sinir sistemi, harekete geçirip, enerji verip, kaç-savaş cevabını üretirken bizi yaşlandırır! Parasempatik sistem ise rahatlatır, sakinleştirir. Beden dinlenmedeyken gerçekleşen aktivitelerden sorumludur: yenilenme, oranım, güçlenme… Derin nefes alımının parasempatik sinir sistemini uyardığını artık biliyoruz. “Bedenin tüm otomatik fonksiyonları içinde (kardiyovasküler, hormonal, bağışıklık, sindirim, …) sadece nefes bilinçli bir şekilde kontrol edilebilir” diyor Dr. Richard P. Brown ve Dr. Patricia L. Gerberg, Nefesin İyileştirme Gücü kitaplarında (the Healing Power […]

Yaşam amacınızın rehberi: Carl Rogers

Klinik doktora derslerimizden birinde bir kuramcıyı detaylı incelememiz gerekiyordu. Ben de Carl Rogers’ı seçtim, Danışan Merkezli Terapi’yi bize sunan kişi. Onun hakkında okudukça etkilenmem arttı ve sizinle paylaşmaya karar verdim… Carl Rogers, 1902’de Illinios’de doğdu. Oldukça muhafazakar, çiftçilik yapan bir ailesi vardı. Ergenlik döneminde içine kapanık olarak, zamanının çoğunu doğada geçirdi. Üniversite’de önce Tarım okumaya başladı. Bir yandan da Papazlık okuluna gidiyordu. Sonra tarımdan tarih bölümüne geçti. Pekin’e yaptığı bir ziyaret esnasında “Hayatında ne yapmak […]

Depresyon nedir? Alternatif tedavi yöntemleri nelerdir?

Bu aralar çevremde depresyon hakkında çok konuşulduğu için bu konuda birşeyler paylaşmak istedim. Kendiniz veya bir yakınınız için ilginizi çekebilir…  Wikipedia’ya göre, Kişinin ilişki ve etkinliklerini etkilemeyen, üzgün olma durumu ve kişinin moralinin bozukluğu çoğu zaman depresyon olarak anılır. Fakat klinik depresyon tıbbi bir teşhistir ve günlük kullanımdaki depresif olma durumundan çok daha farklıdır. Depresif kişi kendisini yorgun, üzgün, tembel, sinirli, motivasyonsuz ve apatik hissedebilir. Klinik depresyon, normal üzüntü hissinden daha yoğun, sürekli ve kişinin günlük işlerini etkileyecek düzeydeki çökkün bir duygusal durumu ifade […]

Damlaların Sürekliliği

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir! Sabah bu sözle uyandım. Kimin söylediğini bulmak için biraz araştırdım ancak pek çok kişi sözü kullanmasına rağmen bulamadım. Malesef “biz Türkler ;)” referanslı alıntı yapmayı pek sevmiyoruz. Ardından sözü birkaç faklı şekilde ingilizceye çevirerek aradım. İnternet müthiş bir araç! Sözü MÖ 99-55 senelerinde yaşamış Romalı şair Lucretius’un söylediğini buldum. Lucretius,  De Rerum Natura (On the Nature of Things – Doğa Üzerine) isimli müthiş bir eser ortaya koymuş. Araştırırken baktım kendimi […]

Obezitenin Psikolojisi

Obezitenin oluşumunda etkisi olan ve/veya obezitenin varlığı sebebiyle oluşmuş olan psikolojik hastalıkları tanımadan, onları tedavi etmeden, uzun vadede obezite tedavisinin kalıcı olarak gerçekleşmesi zordur. Özellikle BKİ 40’ın üstünde olan hastalar için… “Duygusal beslenme” yavaş yavaş toplumumuzda duyulmaya başlayan bir terimdir. Farklı duygu durumlarında, hissedilenlerle başa çıkılmayınca, onları bastırmak, aklımızı başka yere çekmek için yemeğe başvururuz. Ancak kimse böyle durumlarda brokoliye veya elmaya başvurmaz 😉 Elimiz genellikle tatlı veya tuzlu basit karbonhidrat grubuna gider. Basit karbonhidratlar (glisemik […]

Obezite Ameliyatı

Kompleks bir hastalık olan obezitenin kesin, kanıtlanmıs bir tedavisi yoktur. Her birey için bir veya birden fazla açıdan konuya gitmek gerekir. Çok maliyetli yaklaşımlar vardır. Amerika’nın Ulusal Sağlık Örgütü (NIH) Beden Kitle İndeksi (BKİ) 40’ın üstünde olan hastalar için obezite ameliyatlarının bir çeşidi olan Gastrik Bypass’ı “Altın Tedavi” olarak tanımlamıştır. Zaman içerisinde BKİ değeri 35’in üsütünde olup, yandaş hastalığı olanlara da ameliyat fırsatı verilmeye başlanmıştır. Yine zaman içinde, ilk başta gastrik bypass’a hazırlık için yapılan bir […]

Kader – Yaşam kontratımız var mı?

Yaşam nedir? Neden doğarız, neden ölürüz? Hayat misyonumuz nedir? Kader nedir? Kadere, kaderimize müdahale şansımız var mı? Eminim ki yukarıdaki soruları bazılarınız sürekli, bazılarınız ise yaşamları boyunca en az bir kere kendilerine sormuşlardır. Cevapları ise… Bazılarınız bulmuş, bazılarınız bulduğunu zannetmiş ancak büyük bir çoğunluk ise düşünmemeye çalışarak yaşamın onlara sunduğu acı tatlı olaylarla yuvarlanıp gitmiştir. Aslında genellikle mutlu, neşeli olduğumuz dönemlerde sormayız da, başımıza beklenmedik, bizi sarsan, yaralayan olaylar geldiğinde düşünmeye başlarız… Ben bu soruları […]

Obezitenin Tedavisinde Geçerli Bir Yaklaşım Olarak Regresyon Terapisi

Obezite çalışması diyetisyenleri ve bu alandaki uzmanları şaşkına çevirmiştir. Bu makale, konu üzerinde gerçekleştirilen araştırmayı yansıtmaktadır. Regresyon terapisinin ve şuurdışı zihindeki engeller üzerinde çalışmanın başarı için temel anahtar olabileceğini savunmaktadır. Yazarın araştırması aşırı şişman bedenlerin gerisinde beş temel neden olduğuna işaret etmektedir. Yazar bu nedenleri tanımamakta, çocukluk ve geçmiş yaşam terapisini kullandığı bir vaka incelemesini belgelemektedir. 1980 ve 90’lı yıllarda “fitness” alanına artan ilgiye rağmen, istatistikler şok edici bir gerçeğe işaret etmektedir: diyet uygulayarak kilo […]

Obezite ve Yeme Psikolojisi

Son 20 senedir fazla kilolar aldım, verdim konularıyla içiçeyim… İlk başta basit görünmüştü formül. Çok yersen kilo alırsın, az yersen verirsin… İlk diyetisyene gittiğimde 20 yaşındaydım, Amerika’dan ithal bir sistem gelmişti. Yaklaşık 15 kilo vermem gerektiği söylendi (ki o zaman sadece 69 kiloydum, şimdi o kiloda olsam daha ne isterim 🙂 (ki aslında kemik yapıma göre benim için normal bir kiloymuş sonradan öğrendim). Bu merkezde ayrıca ilk kez “bedenim mükemmel değil, ne yapsam da mükemmel […]

Geçmiş Yaşam var mı?

Bu sorunun cevabını dört farklı şekilde verebiliriz: Evet var… Hatta geçmiş yaşamlar değil paralel yaşamlar yaşanıyor da deniliyor. Ruh, farklı deneyimler yaşıyor. Karma felsefesi devreye giriyor, farklı hayatlarda ilişikiler, olaylar, karakterler deneyimleniyor…  Geçmiş yaşama inananların terapi süreçleri de hızlı ilerliyor. Rahatlatıcı bir tarafı var. Geçmiş deneyimleri dönüştürme çabuk olabiliyor. Hayır yok… “Tabula rasa” (boş tahta) olarak dünyaya geliyoruz… Ancak boş tahta olmamız, bilinçdışımızın sembollerle kendini ifade etmesini engellemiyor. Hikayeler, masallar, şekiller aracılığıyla iç dünyamıza erişebiliyoruz. […]

Konuşmayı Başlat
1
Merhaba! Aklınızdaki sorular için buradayız. Size nasıl yardımcı olabiliriz?