Obezite Ameliyatı Olmak mı Olmamak mı?

Obezite (bariatrik) ameliyatlar her geçen gün daha fazla konuşulur hale geliyor. Bu konuda doktora tezi yapmış birisi olarak bariatrik ameliyatlar hakkında aşağıdaki konulara dikkat çekmek istiyorum. Kısa bir özet ve hatırlatma:
  • Kişi morbid obezite sınırını aşmış ise konvansiyonel yöntemlerle (diyet ve spor) kilo verebilmesi ve verdiği kiloyu koruyabilmesi çok zor (başarı yüzdesi %5 civarlarında). Bunun sebebi ise kesinlikle “iradesizlik”, “başarısızlık değil”. Pek çok faktör var, kilo alımını tetikleyen…. Mesela “set point” teoremi var, kişinin maksimum kilosu beden hafızasına işleniyor ve beden ne pahasına olursa olsun o kiloda kalmak istiyor (100 kg olmuşsa, 60’a inse bile tekrar 100’e çıkmak istiyor). Sebebi kalıtımsal… DNA’larımızda hala “ne kadar kilolu olursa o kadar hayatta kalma şansın fazladır” kodu var (avcı toplumlardan kalma)
  • Morbid obez olmuş birisinin kilo verme ve verdiği kilosunu koruyabilme yüzdesi yaklaşık %50’dir. Kilo geri alımları, uzun vadede %40-50 civarındadır.
  • Ameliyatlarda mortalite riski %0.1 civarındadır, oldukça düşüktür.
Bu verilere bakarak halen morbid obezite (beden kitle indeksi 40’ın üzerinde) olan birisi için en etkili tedavi şeklinin bariatrik ameliyat olduğu medikal camiada kabul edilmiştir.
 ..
Ancak, ameliyat öncesi iyi, bilinçli hazırlık yapılmaz ise ve ameliyatın ardından “balayı” döneminde (ilk 12-18 aylar) gerekli duygusal ve davranışsal değişimler yapılmaz ise kilo geri alımı %40-50 civarında görülür. Ve malesef bu kilo geri alımı, ameliyatı “son çare, umut” olarak gören hasta için çok büyük bir yıkım olabilir ve ağır depresyona girebilir. Yapılan araştırmalarda, ameliyat olanların intihar riski, olmayanlara göre 9 kat fazla çıkmıştır.
 ..
Ameliyatlar ilk başladığında, ABD’de ameliyat öncesi 3-6 ay aralığında hazırlık dönemi şart koşuluyordu, pahalı ve sigorta ödediği için hastalar da buna uyuyordu. Ancak ameliyatların ucuzlaması (amerikalılar da Meksika’ya gidip 5 bin dolara, 5 yıldızlı hizmet alarak ameliyatlarını olabiliyorlar artık) ön hazırlığı gereksiz kıldı. Hastalar konuya kendilerine tam vakıf olmadan, SİHİRLİ DEĞNEK umuduyla hemen girişiyorlar bu işe ve sonuçlar üzücü olabiliyor.
 ..
Malesef ülkemizde de durum bu açıdan pek iç açıcı değil. Ameliyat teknikleri, cerrahlar çok çok iyi, çok başarılılar. Ancak multidisipliner yaklaşımları gereksiz görüyorlar. Sadece diyetisyen desteği, bazen, kısa süreli veriliyor. Halbuki hastaların esas ameliyata karar sürecinde ve 6-12 ay sonrasından itibaren özellikle psikolojik desteğe ihtiyacı oluyor. Aklınıza gelmeyecek o kadar çok konu çıkıyor ki…. Mesela yiyecekle bastırdığı duygusal sıkıntılar ayaklanıyor, sosyal ortamlarda kendini rahatsız “uzaylı” hissedebiliyor, en yakınlarından tepki, eleştiri duyabiliyor… Pek çok konuya hazırlıksız yakalanıyorlar… Sonra da üye sayıları 20 bini bulan facebook gruplarında, hiç tanımadıkları, bilgi düzeyini bilmedikleri kişilere başvurup onlardan medet umuyorlar…
 ..
Etik çalışan cerrahları tenzi ederek söylüyorum, bazı doktorlar da ameliyat olan eski hastalarını “koordinatör” adı altında işe alıyorlar ve bu kişiler  facebook gruplarında “hasta” avlıyorlar (birebir bu işi yapan birisinden duydum). Hastalar gerekli bilgilerle donanmadan, tüm tetkikler yapılmadan (dahiliye, kardioloji, endokronoloji, psikoloji, vs) kendilerini ameliyat masasında buluveriyorlar…. İlk 6-12 ay güzel, sonrası ???
 ..
Hayatımızın her alanında dersimizi çalışarak, hazırlık yaparak bir işe girelim 😉
 ..
Şimdiden tüm hastalara geçmiş olsun diyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir