İlişki Terapisi

Başkaları hakkında bizi rahatsız eden herşey, kendimizi anlamaya, keşfetmeye sevkeder.

Everything that irritates us about others can lead us to an understanding of ourselves.

Carl Jung

İlişki terapisi deyince ilk olarak aklımıza genellikle bir kadın ve erkek arasında görülen, romantik natürlü ilişkinin daha sağlıklı, doyumlu, problemsiz olması için yapılan çalışmalar gelir.

Ancak kadın-erkek (veya aynı cinsiyetteki iki kişi) arasındaki romantik natürlü ilişkiler, genel olarak kişiler arası ilişkilerin çok küçük bir alt kümesidir.

Bir insanın pek çok farklı (artı ve eksi) yönü vardır. Adeta içinde yüzlerce farklı minik insanlar barınır. (bu duruma anlamak için Ters Yüz isimli animasyon çocuk filmini tavsiye ederim 🙂 İnsan içinde bulunduğu duruma, geçmişine, deneyimlerine, beklentilerine göre farklı şekillerde davranabilir, tepki verir. Karşısındaki insan da (uzun ve/veya yoğun ilişki yaşadığı her hangi birisi olabilir) onun tepkisine maruz kalır. Bu tepki yumuşak, nazik, keyifli olabileceği gibi bazen de sert, şiddet dolu, kırıcı olabilir. Bazen bu tepkiler uzun bir süre aynı olurken, bazen de çok kısa süreli dalgalanmalar şeklinde kendini gösterebilir. Bazen de belirli bir durum ve insana karşı özel tepkiler de gelişebilir…

“Çift / aile terapisi” diye terapinin bir alt kümesi vardır, hatta bu konuyla ilgili özel eğitimler, terapi merkezleri bile kurulmaktadır. Bu alt kümenin kendine özel konuları vardır (cinsellik gibi). Büyük çoğunlukta iki farklı cinsiyet arasında gerçekleşmesi de birbirini uyum sağlamayı zorlaştırabilen unsurlardan birisi olabilir. Bence bu ilişki tipinin en özel durumu “ilişkinin bitirilebilme”sidir. Çoğu çift terapiye “tamam mı devam mı” sorusu ile başlar (her zaman dile getirilmese de)

Bir de “bitirilmesi” neredeyse imkansız ilişkiler vardır ki esas bunlarda büyük sıkıntılar, kavgalar görülür. Ancak nedense bu ilişkilerin iyiliştirilmesi için terapi pek akla gelmez. Ancak kişiyi en fazla yaralayan, hırpalayan keza aynı şekilde büyüten, geliştiren ilişikiler de bunlardır.

Örneğin:

  • Evebeyn – çocuk ilişkisi
  • Kardeş ilişkisi
  • Gelin/damat – kayın aile ilişkisi
  • Uzun soluklu, derin arkadaş ilişkisi
  • İş ortaklık ilişikileri
  • Patron-eleman ilişkisi

Tabi ki özünde insanın en önemli ilişkisi kendisi ile olan ilişkisidir! Kiminle karşılaşırsa karşılaşsın, kendisi anlayıp, artı yönlerini keşfedip onların sesini yükseltmeden, eksi yönlerini de farkedip onları dönüştürmeden, girdiği ilişkilerde arzu ettiği huzuru, doyumu, keyifi bulamaz.

Bu nedenlerle ilişki terapileri aslında insanların öncelikle kendilerini keşfetmelerini sağlatmalıdır. Kişiler, isteklerini, arzularını, tolerans sınırlarını, gelecek hedeflerini belirledikten sonra ilişkilerini sağlıklı olarak analiz edebilirler ve o ilişkilerde kalıp kalmamayı tercih edebilirler. Eğer kalmak zorundalarsa da sağlıklı sınırlar koyabilirler.

İlişki Terapi Seansları

Genel olarak 12 seanslık bir terapi süreci ilişkinin dinamiğini anlamak ve tarafların kendilerini tanımaları, ilişkiye ne kattıklarını keşfetmeleri ve ilişkinin geleceğini şekillendirebilmeleri için yeterli bir süreçtir.

İlk 2 seans ilişkiyi yaşayanlar beraber gelirler. Ardından her bir taraf ile 4’er bireysel seans yapılır.  Sonra son 2 seansta da beraberce tarafların birbirlerine “kendi keşiflerini”ve “beklentilerini” anlattırlar ve ilişkilerindeki “yeni kuralları, sınırları, keyifleri” belirlerler.

Seanslar genellikle haftalık olarak planlanır. Duruma göre daha sık veya seyrek de gerçekleştirilebilir.

İhtiyaç halinde bireysel veya toplu ek seanslar da planlanabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir