Hipnoz – Regresyon

Regresyon terapisi süreci, bireyin deneyimlediği her şeyin zihin sistemlerine kaydedildiği ve orada saklandığı önermesine dayanır. Zihin çoklu farkındalık düzeylerine sahip görünür. Biz bunları şuur, altşuur ve üstşuur olmak üzere üç ana sisteme ayırıyoruz. “Şuurunuz şu anda yaptıklarınızdır.” “Altşuurunuz kim olduğunuzdur.” “Üstşuurunuz ise Can, Ruh ya da Tanrı unsurudur.” Bu üç zihin sistemi, aynı anda birbirinden bağımsız bir biçimde işler. Farkındalığın bu üç düzeyi aynı şekilde düşünüp hareket ettiğinde, en iyi tutumlarımız ya da ifadelerimiz ortaya çıkar.

Deneyimlediğimiz her şey, pozitif ya da negatif olsun bir miktar duygu içerir. Ne kadar çok duygu içerirse, fiziksel sistemlerimizi o kadar çok etkiler. Sevgi ve korku iki temel duygudur. Sevgi, fiziksel sistemleri daima pozitif yönde etkiler. Korku ise fiziksel sistemleri olumsuz etkileyen öfke, suçluluk, içerleme ve nefret gibi negatif duygulara zemin hazırlar.

Hipnotik regresyon, bu duyguların ve kişiliğin doğumda hazır bulunduğunu gösterir. Şuurlu bir deneyimin altşuura geçmesi suretiyle, kişiliğin ve duyguların pekişmesi ve/veya değişmesi yeni fiziksel sistemlerde izler bırakır. Çoğu duygu ortalama olarak beş yaşından itibaren yeniden deneyimlenir ve/veya pekişir. Negatif bir duygu altşuurda iz bırakacak boyutlara gelirse, yaşamda daha sonra meydana çıkacak fiziksel yetersizliklerin temel nedeni haline dönüşür. Bu fiziksel yetersizliklerin boyutu, duygunun derinliği ve/veya birikimine göre değişir. Bu negatif duygusal izler, yaşanan bir deneyimi takiben her an fiziksel yetersizliklere neden olabilir. Bununla birlikte ilk duygusal iz ile fiziksel sistemlerin ciddi bir biçimde hasar görmesinin arasında ortalama olarak on yıllık bir sürenin geçtiği görülmektedir.

Hangi negatif duygu, makul bir zaman aralığında çözüme kavuşturulmazsa, kendisiyle bağlantılı fiziksel sistemlere hasar verir. Öfke, baş ağrıları ve migrene yol açar. Korku ve güvensizlik göğüs ve kalp sorunlarına neden olur. Ayak ve bacaklardaki sorunlar, destekten yoksunluk ve kısıtlamalarla bağlantılıdır. Diz ve kalça bölgelerindeki sorunlar da destekten yoksunlukla ilgilidir. İçerleme ize bel ve kalçanın yanı sıra mafsal iltihabı olarak adlandırdığımız koşulun görüldüğü bedenin diğer bölgelerinde soruna neden olur. Sırt ve boyun sorunları, bireyin çok fazla çalıştığı ya da çok fazla sorun üstlendiğini gösterir. Sedef hastalığı ve deride görülen diğer sorunlar suçluluk ve utanç ile bağlantılıdır. Bu korku ihanet ile birleştiğinde üreme sistemini de etkiler. AIDS ve Herpes hastalıkları cinsel ihanet duygusu ile bağlantılıdır. Her fiziksel sorun negatif bir duyguyla ya da duyguların kombinasyonuyla bağlantılıdır. Fiziksel sistemlerin yaşadığı hasarın boyutlarını, duygunun derinliği ya da stres faktörü belirler. Duygusal kanserler hırs, diyabet reddetme, çoklu skleroz ise sinir sistemlerine hasar veren yoğun bir duygusal stresten kaynaklanır. Diğer fiziksel rahatsızlıkların. Tümünün de negatif duygusal deneyimlerle bağlantısı vardır. Bu negatif duygular varlığını sürdürdüğü müddetçe, fiziksel sistemler normal fonksiyonlarını yerine getiremez hale gelir. Bu negatif duygular ortadan kalktığında, fiziksel sistemler geliştirilebilir ya da iyileştirilebilir.

Etki altındaki sistemlerin iyileştirilmesi süreci, ilk olarak fiziksel hasarın kökenin teşhis edilmesi ve ikinci olarak bununla bağlantılı duygunun teşhis edilmesini öngörür. Bundan sonra atılacak olan adım ise bu duygunun kökeninin belirlemektir. Duygunun kökeni belirlenince, birey bu deneyimi yeniden deneyimlemeye yönlendirilir. Ama bu kez söz konusu deneyimle pozitif, negatif ya da tarafsız bir tepki üzerinden bağlantı kurmak açısından bir tercih anı olduğuna dikkat ediniz. Sonra deneyimi pozitif bir duyguyla yeniden oluşturmayı seçin. Başlangıçtaki negatif duygusal iz değiştiğinde, o negatif duyguyla bağlantılı deneyimlerin tümü yeniden değerlendirilmeli ve yeniden oluşturulmalıdır. Bu imajinasyondan yararlanılarak, altşuur düzeyinde deneyime ait farklı bir gerçeklik oluşturarak gerçekleştirilir.

Zihin, enformasyonu tıpkı bir kasetçalar gibi kaydeder. Kasetçalar olayların akışını, mikrofona geldikleri sırayla kaydeder. Kaset geriye alınıp çalınmaya başlandığında, tam olarak kaydedildiği sırayı takip eder. Zihin de deneyimler olarak adlandırdığımız olaylar zincirini kaydeder. geçmişteki bir deneyimi hatırladığımızda, zihin deneyimi tam olarak kaydedildiği şekliyle anımsayabilir. Kasete istenmeyen bir şeyler kaydedildiğinde ya da kaset, bir biçimde rahatsız edici olduğunda, kayıtın sonuna bir değişiklik ekleyerek değiştirilemez. İstenmeyen materyalin silinmesi gerekir. Zihin de aynı şekilde işler. Fiziksel sistemleri olumsuz etkileyen bir şey zihinde kaydedilmişse, şuurlu deneyimin sonuna farklı bir tutum ya da duygu eklemeye çalışarak durum değiştirilemez. Değişikliğin, altşuurda kaydedildiği ve saklandığı noktada gerçekleştirilmesi gerekir. Bu değerlendirmeleri yaparken birey tercih anını fark eder ve deneyime daha iyi, daha pozitif bir biçimde yaklaşabilmesi mümkün olur.

İnsanın bütün yaşamının saniyeler içinde gözlerinin önünden geçmesi fikri, gerçektir. Bu gerçekleşebilir ve zaman zaman gerçekleşir. Hipnoz sayesinde bu fenomen kontrol altına alınabilir. Böylece geçmiş deneyimler saniyeler içinde hatırlanabilir, yeniden değerlendirilebilir ve yeniden oluşturulabilir. Ortalama on ila on iki deneyim, otuz ila kırk beş saniye içerisinde değiştirilebilir. Bu yeniden oluşturma uygun bir biçimde gerçekleştirilebilirse, negatif duygunun fiziksel sistem üzerindeki olumsuz etkisi ortadan kalkar.

Tercih özgürlüğü her zaman için mevcuttur. Birey duyguyu değiştirmek yerine, fiziksel sistemini etkileyen duyguları ve fiziksel yetersizliklerini korumayı tercih edebilir. Bazı insanlar gerçekten de bu tercihi yapabilmektedir. Kontrol arzusu, intikam, finansal güvenlik, duygusal güvenlik, ilgi çekme ve var olan duruma aşinalığın verdiği güvenlik, değişime direnmenin faydaları olarak görülmektedir. Cezalandırılmayı hak ettiğini düşünenler için acı çekme de bir fayda sağlamaktadır. Düşünce alışkanlıklarında hiçbir değişiklik olmadığında, koşulda da hiçbir değişiklik olmaz.

Zihin, hipnotik regresyona verdiği tepkide, kökeni doğumdan öncesi olan bir farkındalığı ifade eder. Reenkarnasyon kavramı, zihinde, reenkarnasyon inancı, din, cinsiyet, yaş ya da milliyetten bağımsız bir şekilde vardır. Birey, bazen daha önceki bir yaşamda meydana gelmiş görünen bir deneyim anlatır. Deneyimin duygusu öylesine güçlü bir biçimde iz bırakır ki ilk başta etkilenen fiziksel sistemin aynısına etki edecek şekilde taşınır.

Regresyon terapisini, var olan bütün fiziksel ve duygusal sorunların geçmiş yaşam deneyimleriyle bağlantılı olduğuna inanarak uygulayanlar vardır. Bütün geçmiş yaşam deneyimlerinin şimdiyle bağlantılarının olduğu hiç kimse yadsımamaktadır. Kendi adıma, doğumda var olan zihinsel ve fiziksel sorunların, yaşam boyunca karşılaşılan bütün sorunların yüzde doksanına yol açtığını tespit ettim. Doğumda var olan fiziksel ve duygusal sorunların geçmiş yaşamdaki bir deneyimle bağlantısı kurulabilir ya da kökenleri ana rahmine düşmekle doğum arasında olabilir.

Zihinde, insanın spiritüel yaradılışından başlayıp şu anki durumuna kadar süren kesintisiz bir farkındalık mevcuttur. Bu geçmiş yaşamlar, az ya da çok sayıda geçmiş yaşam deneyimlerini içerebilir. Geçmiş yaşam deneyimleri arasındaki zaman ve alan da buna dahil olabilir. Fiziksel ve duygusal sorunların kökenini ve nedenini belirleyebilmeyi mümkün kılan şey, zihnin tüm geçmiş deneyimleri kaydetme ve unutmama yeteneğidir. Zihin bedensel sistemlerin yaşına ve koşullarına ilişkin bütünsel bir bilgiye sahiptir. Zihin yalnızca fiziksel ve duygusal yetersizliklerin kökenini ve nedenini bilmekle kalmaz, aynı zamanda bu koşulları düzletmenin en iyi yolunu da bilir. Duygusal ayarlama gerçekleştirildiğinde, sorunların çözümlenebileceği zaman aralığı da zihin tarafından belirlenir.

Birçok fiziksel ve duygusal sorun, ruhsal varlıklar aracılığıyla çözüme kavuşur. Bu yöntemin başarısı, insanın ruh iletişimine olan inancıyla bağlantılı değildir. Zihnin ve bedenin hastalıklarını şifaya kavuşturmak için ruhların yardımını almak, muhtemelen insanlar tarafından bilinen en doğal ve en etkili yöntemdir.

Tüm bunlardan, hipnoz ve regresyon tekniklerinin her rahatsızlığı iyileştiren yöntemler olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Hür irade sürece dahildir. Birçok vakada sorun, bireyin iyileşme arzusu ya da yeteneğini aşacak şekilde kötüleşmiştir. Yine bu da bir tercih ve/veya niyettir.

Doktor V.G. Crookshank 1920 yılına ait bir ifadeyi anımsatır. “Healing Without Medicine” adlı kitabında şu sözlere yer verir: “Hastalıkları iyileştirmekteki tek başarılı yöntem bastırılmış korkuların, üzüntülerin, kinlerin, ve sevgilerin önündeki engelleri kaldırmak; insanın kendisiyle barışıp enerjilerini daha pozitif ve daha uygun kanallara yönlendirmesine çalışmak ve bu noktada destek sunmaktır.”

Antik çağlara ait kayıtların tümüne bakıldığında, bu ilkelerin uygulamalarının dünyanın her yanındaki bilgeler tarafından bilindiği ve anlaşıldığı ortaya çıkmaktadır. İlk yüce zihinler, sanatlarını uygularken bu ilkelerden faydalanmıştır. Yazılı tarih boyunca gelmiş geçmiş birçok büyük uygarlığın kurumları bu temel üzerinde şekillenmiştir.

Farklı ırklar tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan antik çağ efsaneleri bu içsel güçleri ve bunların insanoğlunu bu dünyadaki diğer bütün varlıklardan üstün kılacak şekilde birçok sanatta nasıl uygulandıklarını konu edinir. Bu efsanelerde, sahip olunan güçlerin gizem olarak korunması ve hak etmeyenlerin gözlerinden uzak tutulması da işlenir. Çünkü bu içsel güçler, insanoğlunun iyiliğine olduğu gibi kötülüğüne de kullanılabilir. İnsanın faydalanabilmesi için, bu güçleri anlayabilecek spiritüel düzeye ulaşması gerekir. Bu bilgileri, hak etmeyenlerden gizleme çabası içindeki bilgiler, antik çağlarda kendi aralarında kardeşlik, birlik ya da düşünce okulu çatısında bir araya gelmiştir. Bu bilgiler, sözlü ya da yazılı olarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Yazılarda, bu güce sahip olmayı hak edenlerin anlayabileceği semboller kullanılmıştır. Yalnızca araştırmacı bir zihne ve bilgiye ulaşma arzusuna sahip olanlar, antik çağların bu gizemlerinin kapılarını açacak anahtarı bulabilir.

Hipnotizma ve regresyon, zihninizin kapısını açabileceğiniz bir araç ya da anahtardır. Bilgiye ulaşma arzusuna ve araştırmacı bir zihne sahip olan insan, harikulade sağlık ve mutluluk deneyimleri sahasına girebilir. Zihin, yalnızca yaşamın bilgisini, var oluşunun ve idaresinin amacını içermez. Aynı zamanda duygusal, fiziksel koşullarının gelişimi için gerekli yanıtları da kapsar.

“İNSAN ZİHNİ HAKKINDA, HİPNOTİZMA ÇALIŞMALARI VE UYGULAMALARI KADAR HIZLI, ESASLI VE İLGİNÇ BİR BİÇİMDE BİLGİ SAHİBİ OLMANIN BAŞKA BİR YOLU MUHTEMELEN YOKTUR.” (Dr. David F. Tracy)

 

GEÇMİŞ YAŞAMI HATIRLAMA SÜRECİ

Dr. Janet Cunningham

Geçmiş yaşam hatıraları beyinde depolanmazlar. Zihin alanında ya da enerji alanlarında, farkındalığın daha üst seviyelerinde depolanır. Bu hatıralar ya da izlenimler tetiklendiklerinde, fiziksel beden-zihin sistemine doğru süzülür.

Nedensel

Zihinsel

Astral

Eterik

Fiziksel

Regresyon Terapisi, beynin sağ yarım küresi ile bağlantılı olan zihinden enformasyon çekmek için (sözel ve betimleyici dil aracılığıyla) beynin sol yarımküresini kullanır. Bu süreç, şuur dışı düşünce/deneyimi odaklanmış dikkate taşır.

“özellikle algılamadan doğan anlamlı çıktı, sol dünyevi sözcük dağarcığında tanımlanan şuur yapısına daha çok ve daha ileri farkındalık katar. Anlamlı davranış akışı ve kadar ileri ve sürekliyse, aynı zamanda akış algılarla ne kadar yakından bağlantılıysa, beyninizde bulunduğu noktalarda ilgili algılarla bağlantılı o kadar güçlü bir çekim gerçekleşir. Bu fiziksel terimleriyle Venturi etkisine benzetilebilir. Yani hareket halindeki bir hava akımı çevresinde bir çekiş, kısmi bir vakum etkisi yaratır. (Wenger, 1996)

GEÇMİŞ YAŞAM TERAPİSİ İÇİN ELVERİŞLİ OLAN VE OLMAYAN BELİRTİLER

Geçmiş Yaşam Terapisinin Uygun Olduğunu Gösteren Faktörler

Danışanın sorunu/sorunları, terapinin diğer geleneksel formlarına yanıt vermez.

Danışan, dejavu deneyimleri şeklinde bazı geçmiş yaşam hatıralarına sahiptir.

Terapist, bunun iyi bir model olacağını sezinler.

Geçmiş yaşamların pozitif yönleri hatırlanır ve yaşamın aşamalarına ya da krizlere yaklaşımda ölüm korkusu azalır. (Geçmiş yaşamlardaki ölümlerin bir yada bir kaçını deneyimleyince, danışanın ölüme karşı tutumu, ölüme yakın deneyimler yaşayanlara benzer bir biçimde değişir.)

Geçmiş yaşam materyalinin akışını işaret eden olağan dışı rüyalar görülür.

Genellikle geçmiş yaşamdaki bir travma ile bağlantılı olan fobilere rastlanır.

Genellikle geçmiş yaşamdaki bir travma ile bağlantılı olan migren baş ağırlarına rastlanır.

Kronik tıbbi sorunlara ya da iktidarsızlık ve frijitik gibi cinsel sorunlara rastlanır.

Geçmiş Yaşam Terapisinin Uygun olmadığını Gösteren Faktörler

Danışan çok heyecanlıdır yada psikotiktir.

Danışan, yaşamındaki bir krizin ortasındadır. İlk önce bu krizin çözüme kavuşturulması gerekir. Aksi halde intihar ya da cinayet eğilimleri güçlenebilir. Danışanın güvenliği en önceki sorundur.

Çok miktarda uyuşturucu ya da alkol kullanımına ve sarhoşluğa rastlanır.

Danışan ya meraksızdır yada sadece “eğlence” olsun diye gelmiştir.

Danışan dirençlidir veya bu fikre karşı çıkmaktadır. (Yani başkalarının zoruyla gelmiştir.)

Danışan ile olumlu bir psikolojik bağ kurulamaz.

Danışan mesafeli görünür.

Danışan, şu anki yaşamında sorunlarından kaçmak ister görünür.

Geçmiş yaşam terapisi isteği, büyülü düşünceler ve gerçekdışı beklentilerin bir uzantısıdır.

Müşteriyi herhangi bir şekilde izleme olasılığı yoktur yada kendisi için elverişli destek sistemlerine sahip değildir.

Danışan terapistlerle sorun yaşamış ve mahkemelik olmuştur.

GEÇMİŞ YAŞAM TERAPİSİNE İLİŞKİN VARSAYIMLAR

I. Felsefi Varsayımlar

Bizler birden çok düzeyi olan şuura sahip varlıklarız. Birden fazla farkındalık düzeyine, ego hallerine ve geçmiş yaşam senaryolarına sahibiz. Bunlar zamanın her bir anında aktif olarak işlemektedir.

Fiziksel, spiritüel ve duygusal düzeyler genellikle uyum içinde değildir ya da birbirini desteklemez. Bu yüzden dengesizlikler yada hastalıklar ortaya çıkar.

Yaradılışımız itibariyle bütünlük, entegrasyon ve dengeye dönük bir dürtü yada içgüdüye sahibiz.

Acı ve uyumsuzluk, dikkatimizi psişemizin düzensiz yönlerine odaklar. Böylece sonunda homeostatik bir denge yaratmaya zorlanırız. Bu denge, pataloji yönünde de sağlık yönünde olabilir. Spiritüel düzeyde hareket homeostatis’e yöneliktir.

Terapist, geçmiş yaşam terapisi aracılığıyla, müşterisini, psişenin daha derindeki kısımlarını keşfetmeye yönlendirebilir. Süreç, danışanın içsel mitini anlamasını sağlar. Danışan bu sürecin sonunda fiziksel ve motivasyonel sistemini şuurdışı bir biçimde etkileyen duygusal ve davranışsal matrisini kavrar.

Bu yaşam senaryoları, sorunlar ve yaşam tarzı modelleri birçok gelişi düzeyinde tekrarlanır. Şimdiki yaşam modelleri, doğum öncesi deneyimler yada geçmiş yaşam deneyimleri gibi farklı düzeylerde, bu modellerin çözümüne birçok yoldan ulaşabiliriz.

Geçmiş yaşam terapisinin öncelikli amacı yalnızca semptomları ortadan kaldırmak değil, sistemleri destekleyen tutumlar ve dinamiklere odaklanmaktır. Belirtilerin hafifletilmesi için genellikle zihinsel, duygusal ve fiziksel düzeylerin incelenmesi gerekir.

Geçmiş yaşam terapisi zihin-beden-ruh bağlantısını daha iyi anlayabilmemize yardım eder. Evrim halindeki canlar olarak, kendi spiritüel gelişimimizi sağlayarak evrenimizi yaratmaktaki sorumluluğumuzu anlayabiliriz.

Geçmiş yaşam terapisi, asıl olarak bireyin daha bütünleşmiş bir yaşam tarzını sürdürmesine; burada ve şimdi yaşamasına; evrenle bağlantılarının farkında varmasına; her farkındalık anına anlam veren yaratıcı süreçlere katılmasına yardımcı olmaktır.

II. Terapötik Varsayımlar

Sorunlar, semptomlar ve koşullar göründükleri gibi değildir.

Anlayış, her zaman değişimi de beraberinde getirmez.

Geçmiş yaşam modelleri, şuurdışı motivasyonel faktörlerin anlaşılması ve düzeltilmesi için kullanılır.

Dirençler, terapötik süreçte incelenmesi gereken tepkisel modellerdir ve keşfedilmesi gereken önemli olaylara işaret ediyor olabilir.

Fiziksel, duygusal ve zihinsel modeller ister pataloji ister sağlık yönünde olsun, bireyin gelişiminde fonksiyon üstlenir.

Sorunların kökenini ve çözümünü bilen psikolojik oluşumunda aşkın bir fonksiyon vardır.

Sorunların paranormal boyutları olabilir.

Terapist cephesinde şuurdışı projeksiyonlar ve süreçler, terapötik içerikte önemli bir rol oynar ve danışanın tepkilerini etkiler.

REGRESYON TERAPİSİ VE UYGULANIŞI (World Regression Institute Training Manual, Sayfa 5-10)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir